4 Mart 2015 Çarşamba

Keyf

Merhaba,

Şimdi girdim içeri, Bir Başka Okul Mumkun toplantısına katıldım. 
Keyifli, içinde olmaktan çok hoşlandığım bir proje.
Ada için pek mümkün gözükmüyor ama Dalyan için ve proje için çalışmaktan çok ama çok memnunum. Umarım faydam dokunur. 

Evet saat çok geç değil 20.30  toplantıdan çıktım, bir baktım benimle  birlikte oraya gelen Poyraz, kapıda bekliyor. Muhteşem bir hayvan Poyraz. Kibar, sadık, sokak köpeği. Hiçbir şımarıklığı ve aykırılığı yok. Nasıl sevindi çıktım diye. Taktım kırmızı şapkamı, üstüne tepe lambam, yaktım bisikletimin arka ve ön lambasını ve viraaaaa... Poyraz arkadaşım da yanımda, nasıl sevinçli, nasıl bir enerji, koşuyor yanımda, bir yandan da herkese laf yetiştiriyor. Biz ilerledikçe geçtiğimiz yoldaki tüm köpekler sırayla havlıyorlar, bir gürültü bir gürültü :). Tepede kocaman bir dolunay, sokaklar bomboş, hava serinimsi. Yıldızlar, harikulade ve öyle çoklar ki. Hoytttt kim tutar beni. E bu sabah ta güneş altında hafif esen rüzgarda pilates yapmışım. Ohhhh para yok ama huzur var yaw. Şükür, milyon kere şükür.



Kalın sağlıcakla
Şanslı anne, Poyraz ı olan anne

3 Mart 2015 Salı

Yumurta Likörü

Merhaba,

Bundan yıllar yıllar önceydi, Fransmaas ( nakliye firması)  daki kısa çalışma hayatımda, şimdi adını hatırlamadığım,- aa galiba Güniz hnm dı.  - tatlı mı tatlı, akıllı mı akıllı bir hanımla Polonya seyahati yapmıştık.

İstemesem de yol ve yeni evlendiğim eşimle görüşememe sebebi ile, İkitelli de olan Fransmaas dan ayrılmak zorunda kaldım. Güniz hnm a üzmüştüm doğrusu.Ben Maltepe de oturuyordum, kabustu kabus. 

Polonya gezisi; güzel ve verimli bir geziydi. Harika akşamlar geçirdik, güzel yerler gördük, güzel şeyler yedik, içtik. Sağolsunlar. Amma hava çok soğuktu ve Krakov u göremedim diye pek üzülürüm hep. Uzaktı, vakit olsaydı hoş bir tren yolculuğu güzel olurdu doğrusu.

Anılar..., gevezelik yapmayayım sadede geleyim; Polonya dan aklımda kalanlar, soğuk, samandan yapılmış hayvan figürleri, hala üzüldüğüm, alamadığım amber küpeler ve yumurta likörü.

O gün bugündür, nerede konusu geçse, hep,  amman ne kötüdür tadı kimbilir, yumurta ve likör ne alaka demişimdir.

Ve fakat buraya taşındıktan sonra, Türkçe yi harika konuşan iki Polonya lı arkadaşım oldu. İkisi de; Türk le evli ve ikisinin de ikişer çocuğu var. Hele bir tanesi, Ingiliz asıllı işte neyse.. Dorata bir gün, her Salı yaptığımız rutin yürüyüşe, konuştuğumuz likör ü yapmış, getirdi. Off o ne lezzet yahu, Baileys halt etmiş yada Irish Cream. Aman da aman. Biz tabi kahve yanı likör falan beklemedik, lüfüşledik o küçük şişeyi.

Sonra Polonya ziyaretinden sonra bize aşağıda ki şişe düştü.





Yarıyı çoktan geçtik tabi.
Ama birşey söyleyeyim mi, Dorata nın yaptığı likörü  daha çok beğendik biz.
Bu hazır şişede yumurta kokusunu hafif yutarken alıyorsunuz.



Hemen gereği yapıldı. Kahve yapıldı. Bardak da kalanları bile yaladık parmaklarımızla hesap edin.
Şimdi ne mi olacak, e tabi öğrenip bende likör yapacağım. :-)
Eh görürsünüz :-)

Bir de Hollanda lılar da bu bizim likörümüz diyorlar. Bizim lahmacun, yada baklava hesabı gibi.



Bu da bu sene deneme yaptığım kuşburnu marmelatı. Bence nahoş tadı ile nefisss.
Ben biraz koyu yapmışım ama seneye kıvam daha da güzel olur ve ben bununla pazara çıkarım arkadaş. Gerçi sıcak suya koyunca kıvam nefis oluyor. Uffff Cheese cake i de bir güzel olur ki.



Kahvenin yada herhangibir sıcak içeceğin yanında da müthiş. tavsiye ederim. Kilosu 8 Tl ye pazardan almıştım ama ağacını daha doğrusu çalılığını bulmalıyım.

Bu arada bu hanımlardan biri, yaklaşık 5-6 yıl önce tüpçüye telefon açıyor, sipariş vermek için;
tüpçü, şişman mı diyor, anlamayan arkadaşım souyor; ben mi şişmanım?? :-))))  sonra da bize dönüp ekliyor; ben nerden bileyim sizin bir uzun bir de şişman tüpünüz var? koptuk gülmekten o gece.



Kalın sağlıcakla
Sanki ''keş'' anne

2 Mart 2015 Pazartesi

Kitap Klubu

Merhaba,

Yılllardır hayalim olan bir konuyu;  sevgili, yeni, Dalyan lı arkadaşlarım sayesinde gerçekleştirdim.
Çok teşekkür ederim.

Bir kitap klubüne girmek istemiştim yıllar yılı yada kendim kurabilsem keşke diyordum.
Şehirde olmadı bir türlü. Ya zaman uymadı, ya yer  ya da eknomik gücüm yoktu ve aslında para ödemek istemiyordum böylesine basit ve arkadaşlar arasında yapılabilecek bir organizasyon için.

Oyuncak müzesinde ve Suadiye de biryerde yapıldığını ve devam ettirildiğini de duydum.
Eh onların yolu açık olsun.

Şimdi yaşadığımız yerde,  Dalyan da arkadaşlara sordum, neden olmasın dediler, biraraya gelmek zor oldu ama oldu. 9 tatlı hanım, - biri benim :-) -  kitapları aldık, okuduk. Gerçi toplantı günü fire verdik ama yine de toplandık.  Victoria Hislop un Ada adlı romanını okuduk.



Idefix den 9 adet aynı kitaptan ısmarladım. Kapıya geldi. 50 Tl yi aştığı için kargo da ödemedik. Yaşasın.


Kitapların kokuları pek bir hoştu. Bilen bilir.



Diğer güncel kitapları anlatan bir dergi de çıktı içinden '' Sabit fikir''


Ada kız için de ne güzel bir anı, olay değil mi?



Koydum hepsini rafa, soğuk bir gündü. Bayağı soğuk bir gündü. Kitaplar bana ben kitaplara baktım. Sonra kurtlu ben, yüzümde bir gülümseme ile  haydi dağıtayım kitapları dedim ve giyinip, kitaplarıda bisiklet heybesine atarak, başladım dağıtıma.




Aaa bir baktım, yanımdan bir araba geçti, kitabı vereceğim arkadaşlarımdan biri. Hemen aradım, geri döndü.


Ve mutlu son.


Bir diğerini market alışverişinde yakaladım.


ve yine mutlu son.


Bir diğerinin dükkanında kendimi çektim.


Ve mutlu son.
Şimdi ikinci çocuğunun bakımını yapıyor, maşallah. Allah analı babalı büyütsün. Maşallah. 


Bir diğeri evde yoktu, talimat üzerine balkonda ki tüpün üzerine bıraktım. E bir nevi mutlu son.



Bir diğeri yine evde yoktu. Kocasının eline tutturuverdim kitabı. Mutlu son.


Bir diğerini keyifte yakaladım, ohhh kahve kitap keyfi.


Mutlu son.

Bu kuzunun da evine gittim. Mutlu son.

Bir ay verdik kendimize okuyalım diye, sonra 15 gün okul tatili, herkes biryere dağıldı. Ve ancak dün toplaştık. Kitabı bitirmeyenlerde vardı ama yine de geldiler. Hatta kitabı okumayan iki hanım daha geldi. Biri kitabı alıp gitti. Ne güzel demekki merak ettirdik onu.


Susmadık ki hiç. Ama birdahaki sefere daha iyi hazırlanacağım.
Eh yavaş yavaş daha kaliteli ''kitap klubü''  toplantıları yaparız.
Aslında benim evde soba çıtırtısında yapmak istedim toplantıyı ama servis yaparken dağılabilirim diye vazgeçtim. O fikir de birdahaki sefere kalsın artık.

Hem belki Yaz mevsimine denk gelir, kanal kenarında yaparız.



Rana nın kafesini de yeni keşfettim. Gerçi devrediliyormuş ama olsun, kıyısından köşesinden tadını çıkarttık. İçecekler pek taze pek güzeldi. Pazar olmasına rağmen bizim için dükkanınıda açtı Rana hanım. Keşke imkanım olsa da ben devralsam. Ama daha erken değil mi, sonra yaşlanınca olsun dükkan işi. Şimdi biryere bağlanmanın gereği yok. 



Güzel oldu. Herkes kitabın konusunun çok iyi olduğunu ama maalesef klişe anlatımın, bu güzelim konuya yazık olduğu konusunda hemfikir oldu.

Fazile, Victoria Hislop un eşinim Ingiltere de sözü geçen bir gazeteci olduğunu bu sebeple dağıtım ağı nın ve bu kitabın neden, nasıl  basıldığının  cevaplarını bize vermiş oldu. 

Basit bir anlatımı olduğunun ve sahil kitabı olduğu hakkında konuşurken, orjinal baskının üstünde zaten ''sahil kitabı'' yazdığını görmek bizi eğlendirdi.

Yine de bizi cüzzam hastalığı konusunda araştırmaya ittiği, o bölgede o zamanlarda böyle bir karantina bölgesinin olması v.s. konularının ilginçliği hakkında hemfikir olduk.

Karekterlerden bir bayanın, köyden dışarı çıkmak istiyor ve hareketli yaşamı seviyor diye neden kötü kadın olarak yaftalandığı ve benim ortaya attığım konu ise pek rağbet görmedi.

Sonuçta, tavsiye ederiz ama sahil kitabından öteye geçmeyen kolay anlatımlı, bazı hikayelerin açıkta kaldığı, kopuklukların olduğu bir kitap.

İkinci kitabımıza da karar verdik; Halikarnas Balıkçısı ndan Mavi Sürgün. Bir kadın yazar, bir erkek yazar okumaya karar verdik. 



Güzel oldu. Sağolsunlar, sağolalım.










Bugün Dalyan ın hali, hem güneş, hem yağmur, hem gökgürültüsü. Zavallı Poyraz klubesinden çıkamıyor. Biz mi biz çıkıyoruz. Ada kız hasta, onun ödevini almaya gittim yürüyerek, giderken yağmur, dönerken üstümde ki herşeyi atmak istedim. O kadar sıcaktı.

Ada kız bu yıl hiç hasta olmadı diyordukki, antibiyotik geldi. Hoşgeldi :-)
Almalıyız yoksa kulaklara vuracak. Sol kulak fazlaca kızarmış bile dedi Dr. Murat bey.


Burnu o kadar tıkalı ki. önce tuzlu su ile açıyorum sonra otrivine sıkıyorum yoksa açılmıyor. 
Merak etmeyin tuz, ipek hanım çiftliğinden. :-)

Kremler mi, niye mi fotoğrafları var ? e benim işiiim. Sipariş beklerim.Bi de öperim.
Kiracı mı, sormayın... sormayın. 


Kalın sağlıcakla
Kitap kurdu anne