14 Ocak 2014 Salı

Söke Un ve hediyesi

Merhaba,

Şehirdeki evden haber geldi. Kargo bişi getirdi, Allaaah Allahhh ne olaki. Kim gidip alacak, tabiki Yaprak :-)

Apartmanın panosuna yapıştırılan makbuz yok olmuş. Tabi bunu bilmeyen zavallaı arkadaş, içeriye girebilmek için bayağı bir vakit harcamış.

Sonrası mı, hafiye kardeşim, hangi kargo olduğunu bulup paketi kapıp getirmişti bana geçen haftasonu bize geldiğinde. :-)


Söke un, yeni yıl sürprizi yapmış.
İpek hanım çiftliği unum kalmadığında zaten Söke un dan şaşmıyorum.


Ama şimdi yeni bir dalda, puding konusuna el atmışlar.
Eh hayırlı olsun.
Ben daha denemedim ama daha baştan kalbimi fethettiler.

 


Çoook teşekkür ederim, bayıldım hediyeye.
Bu arada yeni masa örtüm de çok havalı değil mi?

Poyraz ın incinen tırnağı kesildi bugün, garibim onu tutmama rağmen ısırmadı beni kuzum.
Umarım üç beş güne topallamadan yürür.


Kalın sağlıcakla
Gururlu anne

13 Ocak 2014 Pazartesi

Ortaca Pazarı - Dalyan

Günaydın,

Yılllar yıllar sonra, kaybettiğim sandığım flashdisk i hiç ummadığım biryerde aramazken buldum. Murphy kanunları eh..heh..he..


İçinde ne bilgiler var kimbilir, heyecandan açamıyorum iyi mi? gerçi bir kısım önemli bilgiyi, benim haberim olmadan kayıt eden Aslı - sağolsun -  bana göndermişti ama a dostlar tüm bilgiler diyorrruumm.


Bu foto da güzel olmuş, kıyamadım ekledim buraya. :-)
Kitap bitti tekrar tekrar teşekkürler Mine. 



Bize yaklaşık 12 km olan Ortaca da her Cuma pazar kuruluyor. Süper bir pazar
Yaz mevsiminde köylerden insanları tarktör arkasında ki bu römork ile açık olarak getirip götürüyorlar. Kış mevsiminde millet donmasın diye çevresi kapanmış.


garibim horozlar alıcı bekliyor.
Hayat.


Ay çekme den sonra neşeli verilen bir poz.
Otlar, karışık otlarrr...


Mutlaka her tezgahta satılan, kimi yerde 1,5 kimi yerde 2 Tl olan ve her hafta iki bağ satın aldığım çıra. Soba tutuştururken çok işe yarıyor çookk.


Nar ekşileri, kuru biberler, bakliyat herşey var. Kabak lar burada bizim oradaki kocaman kabak gibi değil, öylesi de var ama ben hep burada ki kabakları tercih ediyorum. Nasıl kıyır kıyır anlatamam. Hani çiğ yenir desem abartmış olmam.


Bilmediğim için; almaya cesaret edemediğim peynirler ve yağlar.


Çıralar en güzel bu fotoda çıkmış.


Süt, yumurta. Tanesi 80 krs sefil yumurtaların. Bu hafta ben de aldım. Güzel.


Zeytin ler. Bana göre çok tuzlu ama Canan ın zeytinleri gibi değil tabi. :-)



En az üç tane gözlemeci var ama bizim favorimiz bu hanım.
Ada kız patatesli biz otlu peynirli seviyoruz.


Ah Nergis ler, ah. Bu güzel demetler 2,5 Tl ama ben 1 Tl ye aldım. Salon öyle güzel kokuyor ki.
Fakat, doğada ki zarifliklerinde, koparmaya kıyamıyorsunuz.
 

Güzel bir tezgah daha.


Ispanak almıştım ama bu teyzenin 3 Tl sattığı bebek ıspanaklar Pelin e kısmet oldu.
Afiyetle yesinler.


Kuru börülceler, bence harika lezzet , geçen hafta bir aktivitede göz yapmışlardı kirpilerine Ada ve arkadaşları ki bu da harika bir fikir.


Pazar ın kurulduğu yer Yaz ın bile serin, haliyle sabah ayazında bayağı soğuktu ama keyifliydi.
Sabah 08,00 de arabanın derecesi 4 tü ve kar işaret vardı :-)

Dönüşte Bi Mola da, kahve ve kek keyfi de üstüne veee hooppp Ada kız ı okuldan almaya.
Tam okulun önünden geçerken arabayı durdurdular, lokma dağıtıyorlar, onu da duasını okuyarak lüfüşledim.

Burada böyle güzel bir adet var, birisi öldüğünde veya başka sebeplerle,  hayrına lokma döküyor ve sokakta bedava dağıtıyorlar. Allah Kabul Etsin.

Kalın sağlıcakla
Pazar güzeli anne

10 Ocak 2014 Cuma

İran Uyanıyor - Sirin Ebadi

Iyi akşammmlaar,

Sürekli takip ettiğim blog lardan biri olan Mine Tozanlıoğlu, bir Iran ziyareti yapmıştı geçenlerde. O kadar keyifle okudum ki, bıdı bıdı kafasını yedim, yok niye oraya gitmedin, ama buraya uğrasaydın, vay şunun fotoğrafı niye böyle olmuş, aman ne güzel gezi derken, yıllar yıllar önce kaç defa çabalasam da o dönemlerde Iran a gezi düzenleyen ''Sarı Otobüs'' e bir türlü katılamayışımı anlattım.

Ah, Şafak Pavey in kitabını okuyamadım vah derken. Mine cim sağolsun, ver adresini ver dedi. ( şaka tabi, kibarlık etti) Hiç itiraz edermiyim, daha iki gün geçmeden kapıma gelmez mi kitaplar. İdefix in servisi ile geldi.


İşte böyle bir paket.
Bu arada bu kargo işini ben ne çok severmişim de haberim yok. Hem paket göndermeyi, hem de almayı pek sevdim. Organize olmak gerekiyor ama istedikten sonra herşey oluyor :-)


hediye paketi süsü bile var.



ve hazineler, çok teşekkür ederim Mine, o kadar kıymetli ki, çok düşüncelisin, sağol.

herşey tastamam.

Hadi bir kitabı bitireyim, yorumunu o zaman  yazayım  derken bugünlere geldik, kitap anca bitti. Malum yeni oyuncağım; Yaprak ın hediyesi I -pad var bu aralar, elimden düşüremediğim. :-)

Aman nasıl mutlu oldum, nasıl keyif aldım. Kitap hediye almaktan hala hoşlananlardanım ben.

Herkes önce Iran Uyanıyor kitabını oku dedi, bende o kitapla başladım ve çarpıldım, içim daraldı, korktum. Ebadi yıllardan bahsederken ben nerede neler yapıyordum, onları düşündüm. Kızdım, utandım. Zaman zaman ben nasıl, neler yapardım, ah ya kızım diye pek çeşitli duygular yaşayarak okudum kitabı. Bir zamanlar seyrettiğim ve beğendiğim; ''kızım olmadan asla'' filminin tek bakış açısıyla çekildiğine aydım mesela. Ebadi, olaylara içten bakarak anlatıyor ve ilginç tespitleri var.

Kendi ülkemle karşılaştırdım, ister istemez karşılaştırdım, irkildim. Bugün bir köşe yazısı çok güzel tanımlamıştı halimizi, paylaşayım;



1- Türkiye Koreleşir.
2- Türkiye İranlaşır.
3- Türkiye Mısırlaşır.
4- Temiz Türkiye doğabilir.

İnşallah bu olaylardan 4. seçenek çıkar. Amin.
Kaynak; Sözcü Gazetesi

Ben bu kitabı okurken, Cem de Şafak Pavey in kitabını okudu. Bazı akşamlar gözgöze gelip, kitapta okuduğumuz yerleri konuşup karşılıklı daraldık. Ama okumak lazım, şiddetle tavsiye ediyorum.

Keşke Ebadi nin biyografisini de okuyabilsem diyorum ve sonrasında net e araştırmaya giriyorum.

Şimdi Iran ne durumda acaba diye merak ediyorum ancak gitmeye cesaret edebilirmiyim bilmiyorum.
Acaba bazı şeyler üstü kapalı mı yazılmış ama kadın ne yapsın ki daha diye hemen kendime çekidüzen veriyorum.

Kitapta bahsedilen ''sinsilik'' gözümü korkutuyor.
Ebadi nin aldığı Nobel ödülü, gururlandırıyor.

Kitaptan bir-iki  bölüm;

Bir tanesi emekli, bir ilkokul öğretmeniydi ve sandalet giydiği için gözaltına alınmıştı.
Daha fazla av bulmak için meydanı tarayan memura '' Ayaklarım şiş, ayakkabı giyemiyorum'' diye bağırıyordu. Kur'an'ın neresinde terlik giymenin suç olduğu yazıyor? diye devam etti.

Süreyya yı çağırdı. '' Ne kadar yazık'' diye fısıldadı '' senin gibi zeki bir kız için cezaevine girmek, bu genç erkeklerle dolaşmak? Tövbe edersen, seni karım olarak alacağım.

Mine nin gezi notlarını ( seri) da okumanızı tavsiye ederim, hadi ya, Iran da bu da mı var. Sokaklarda böyle de dolaşılabiliyor mu diye kendi kendinize sorup duruyorsunuz. Acaba Batı lılaşmak mı medeniyet yoksa kendimiz gibi kalmak mı diye düşüncelere dalıyorsunuz. Gerçi bizim için bayağı geç, kendi değerlerimiz bize ''tu kaka'' geliyor artık.

Okuyunuz, okutunuz.

Kalın sağlıcakla
Kitapkurdu anne