Son iki üç gündür heyecanla evde roll - on deodarant denemeleri yapıyordum.
Evveliyatı çok öncelere dayanıyor ama daha önce cesaret edememeştim.
başak organik - Ayten Kodak ın da desteği ve cesareti ile yürü ya kulum dedim, dedim valla.
Hindistan cevizi sütü ile yaptığım roll -on pek bir güzel oldu ama hindistan cevizi sütü pahalı ve yerel değil.
Üstelik ertesi gün kararma yaptı ki bu da hoş değil ve çabuk da bozulabilir.
Ne yapmalı derken tüm yabancı - ingilizce olan blog ları bilgileri taradım ve kendime uygun olanaı buldum. BulDuM. Zaten yıllardır bakınıyordum.
Yaptığım deodarant a , Limon kokusuda çok yakıştı ama ben erkekler için okaliptus, bayanlar için zambak kokusu kullanmak istiyorum.
Düşünsenize, tamamen katkısız, ev yapımı, zararı olmayan roll -on. Yerimde duramıyorum.
Marie buradaydı, ona da denettim, bayıllldıı. Ben de hemen kolumun altını yıkadım, t- shirt değiştirdim ve denedim. Bakalım. Katkısız, zararsız yaşasın.
Sonra aldım kitabımı - Yılmaz Büyükerşen , zamanı durduran saat - elime ve başladım okumaya.
Cık.. Olmuyor, heyecandan okuduğumu anlamıyorum. Sürekli burnuma limon kokusu geliyor. Tamam para kazanmak için yapıyorum bu işi ama, düşünsenize, bebeğini emziren bir anne bile korkusuzca kullanabileceği bir roll on a kavuşuyor falan gibi acaip cümleler geçiyor kafamdan.
Sanırım deliriyorum. Çok sevdim ben bu cadılık işini. Daha şişeler gelmedi tabi ben tüm bu denemeleri daha önce iki firma tarafından bana gönderilen örnek şişelerle yapıyorum.
Eğer satın alma işini ve Cem de etiket işini zamanında yapabilirsek, 12. Temmuz, Köyceğiz pazarın da yeni bir ürünüm daha olacak.
Ay deliriyorum galiba.
Emeği geçen herkese bin kere teşekkür ederim.
Bu da sonuç.
İmza emekli ama üretmeye devam eden mutlu anne










