16 Aralık 2013 Pazartesi

Dalyan- Ortaca Bi Mola Cafe

Merhaba,

Geçenler de Pelin, ''facebook'' sayfasında söyle bir yazı paylaşmıştı; Ortaca, ''bi mola'' olmasa hiç gidilmeyecek bir yer. Hımm dedim ve unuttum. Sandım !! Ortaca ya bir iş için gidince , unuttuğum sandığım bilgi hemen kafamda ki yerini aldı ve Çiğdemmm dedi.

Bir dükkana, herzamanki unutkanlığımla, bi keyif cafe nerede diye sordum, Allah tan anladılar ve tarif ettiler. 


Bulduk, oturduk. Pek hoş biryerdi. Manzarası yok ama hoş biryer işte.
 


hemen şöyle fotolaarrr..




İçki servisi de var.


Dergiler de, herşey yerli yerin de. Hani diyeceksiniz ki, aman ne olmuş. Oyle değil işte burası için süper yaw. Tamam Yaz mevsiminde birsürü atraksiyonlu yer var ama Kış için burası ruhumuzu şenlendirdi. Hoşumuza gitti.

Birde insan şöyle düşünüyor; yahu bu Ortaca denilen yerde insanlar ne yapar, nereye gider, gençleri ne yapar. Yok bir yer, yok. yok. Derken Bi Mola şenlendirdi biz, oh.


Tiramisu bir harikaydı. Nereden geldiniz dedik; Bursa dan dediler. İki cici kızkardeş. Helal dedik.
Gördüğümüz kadarı ile de bir çeşit, gitmesi, bulunulması prestijli biryer olmuş. Tutmuş yani.



Cem cim, çay bardağını görünce ohhh tam bana göre demlik bardak dedi. Bir kuruldu ki koltuğuna.
Fiyatlarda çok makul. Bir kocaman çay, bir capp. ve tiramusu 15 Tl. Kredi kartı geçiyor.

Sonradan, tesadüfi bir şekilde öğrendikki, aslen buralı zengin bir ailenin kızları imiş bu iki cici hanım. Evet Bursa dan da gelmişler. Yalan yok. Iyiki ..

Ben de hesabı ödeyip çıktıktan sonra Cem e ohh ruhuma iyi geldi dedim. Benim de demesin mi.

Kalın sağlıcakla.

Köylü, buldumcuk anne.

11 Aralık 2013 Çarşamba

Dalyan - Hayıtözü kısa yürüyüş

Merhaba,

Pazartesi günü yaptığımız Hayıtözü yürüyüşü. Gölgelerde hava serince ama güneşli yerlerde nefisti.
Daha önce hiç gitmediğimiz bir bölge idi, İztuzu ndan dönerken burada ki evleri hep merak eder ama nerede veya hangi köy olduklarını birtürlü  ortaya çıkaramazdık. Hayıtözü ymüş.



Arabayı son günlerde ilgi alanımıza giren odunların, güzel dizilmiş odunların yanına park ettik.


Cem bir ton odunu iki kere, ben de bir kısmını içeriye, soba kenarına dizince, odun dizmesin ne kadar zor olduğunu anladık ve böyle diziler görünce hakkında konuşur olduk.


Süper manzaralar ve yollar. Bu kısımda nedendir bilinmez, üç beş tane birbirini kesen yol vardı.




Tabi birçok yerde toprak kayması mevcut.






Hani taşıyabilsem, alıp eve getiredim vardı.




Su güzelliğe bakarmısınız. Her açıdan, yeşilden ayrı, kesildikten sonra ayrı güzel. Her ihtiyacımızı karşılaması da cabası.


Bunları dekoratif olarak kullanmak için aldık.


Uzaktan ortaca. Biz yolun sonuna kadar gidemedik ama gitseydik muhtemelen yol üzerinde ki, ünlü olmayan ayda herkesin bildiği mezarlardan olmayanların yanından çıkacaktık ana yola.


Bir kovan, boş olacak ama şeker koyulmamış ve kraliçe arı istiyorum desem.



Cem ve Murat Demirci nin bölge haritası.


Ve sonunda Cem iki tane odunu çantaya koymaya razı geliyor.


Hımmmm demek dizin düşmesin diye yan taraflara destek odun konuyor.... Hımm..



Bu manzaraya bakan evler muhteşemdi. Bir çoğu yabancılara aitti. Üstelik, hiçbirşey yapmıyorlar, eur artıp duruyor. Şanlslılar, sadece orada doğdukları için.  Keşke bizim paramızda bu kadar değerli olsa.


Buda o evlere giden minyatür yol.




Bence muhteşem zeytin ağacı.



Aman bir çağırdı kuzuları, yemedik dedik ve sonra güldüm.




Civcivlere bayıldık.

O güzel evleri fotoğraflayamadım, bir bu.
Ada kız, Sonja ile elişi dersindeydi. Teşekkürler Sonja.

Ada dan inciler;

Gazetede bir haber okuduk. Cuma ve cmts gunü yıldızlar kayacakmış. Ben hemen atladım, aa çıkar seyrederiz. ada da anneee hepsi yerlerimi düşecek diye sordu, şaşırmış bir ifade ile.

Kızım da kızım. s harfindeler bu ara.
Maşallah ona. 

Kalın sağlıcakla
Sobasının camında ki leke gitmeyen. Anne

Trabzon hurma soslu sütlaç

Merhaba,

Oralarda, hatta heryerde kar var burada da fırtına var. Eğer rüzgar almayan biryer bulunursa çok keyifli aksi takdirde uçuyorsunuz.

Tarihte enteresan hani. 11.12.13 :-)

Bahçede ki Trabzon hurmaları teker teker oluyorlar. E ne yapacağım, benden başka yiyen yok, geçen yaptığım mandalina soslu sütlaç sevilmişti, haydi hurma soslu yapayım dedim, hem nişasta ve şeker de katmam, Karatay hocaya da saygım devam eder dedim ama bizimkiler burun kıvırdılar.

Ben yedim bayıldım, Şenay yese eminim oda bayılırdı.
Oyle yumuşaklar ki, gönderemem de kıza.

Bir tane de limon düşmüştü ağaçtan, aldım, büyük bir keyifle mutfağa girdim. Dayanamadım fotoğraflarını çektim, e bundan bir yazı çıkar sana dedim ve işte buradayım.



Bir çay bardağı ( bizde pirinci bol seviliyor sütlaç) pirinci suya koydum ve suyu bitene kadar haşladım. Normal pirinç yoktu şu uzun pirinçlerden kullandım


Hurma ları soyup, blender da soso yaptım. Bebek maması gibi. Keşke çevremde bebek olsa ne hoş bir vitamin kaynağı, üstelik dalından yeni kopmuş.


Limon kabuklarını rendeleyip, şekerle karıştırıp saklıyorum. Bir kaşık ondan da ekledim.


4 su bardağı süt, iki çorba kaşığı un, 1 yumurta ekledim ve karıştırdım. Ocağın altınıda kısık olarak açtım.


arada güneşlendim. Poyraz ile sohbet ettim.


Biraz ılıyınca sütlacı bardaklara koydum.


Soğuyunca da sosou paylaştırdım bardaklara. Bence süper oldu, biraz önce Ada da lüfüşledi.
Üstüne de ceviz, fındık filan ohhhh..

Dün çok şeker bir eve gittik burada. Ne kadar hoş ne kadar zevkli insanlar var çevremizde.
Adada, ben de keyifli bir gün geçirdim. Teşekkür ederiz Özden.

Kalın sağlıcakla

Sobayı saniyede yakan anne