24 Haziran 2019 Pazartesi

Telefon Dolandırıcılığı

Merhaba,

Telefon dolandırıcılığı.

Başınıza geldi mi? 

Ya da annemi aramışlar yememiş, babam telefonu kapatmış ya da banka da ki memure  anneniz yüklü miktarda para çekiyor diye beni aradı da kurtulduk dolandırılmaktan, kardeşim, noter de uyanmış mı diyorsunuz.
Dikkat ediniz aranmayan yok, kiminle "dolandırıcılık" olayını konuşsanız; bir şekilde az ya da çok para kaptırmayan yok. Ucundan dönen çok. Veya utanıp durumu sineye çekenlerin çoğunluğu oluşturduğu berbat bir konu dolandırıcılık.

22.Haziran.2019, öğle suları aramışlar annemi. Kimliğinizi kaybettiniz diye, arkada telsiz sesleri ve komiser olduğunu söyleyen bir adam. Kaybetmedim demiş annem, kimlğim evde yanımda demiş ama sicil numarasını sorduğu komiser ya da savcı ona bir sicil no  vermiş! Eh yaş 73, karakol numarasının yazdığı defteri bul, gözlüğü tak derken diğer telefon ! çalmış ve nasıl olduysa (hala hepimiz kendimize sormaktan bıkmıyoruz bu soruyu) annemi bizlerin ve isimlerini sayarak yeğenleri ve yakınlarına zarar verileceğine ikna etmişler. Siz 170 kişiden birisiniz, şu anda siyasetçiler, polisler, kuyumcular işbirliği yaparak sahte para, kalpazanlık v.s konusunda bir operasyona, devlete yardımcı oluyorlar demişler. sonrasında siz ve yakınlarınız zarar görmeden bu olayı atlatacaksınız denmiş. Verdiğiniz nakit ve sattığınız ev size geri verilecek demişler. Annemi her an, gece, gündüz arayarak hipnoz ettiklerini veya kafasını tamamen karıştırdıklarını düşünüyoruz. Bildiğiniz dolandırmışlar. 

Dolandırılan kişiye kızmayın. Dolandırıcıya kızın. Nasıl, nasıl diye sormayın. Eğer muhatap bulabiliyorsanız dolandıranlara sorun. Dolandırıcılar yakalanmaz diyen tüm resmi görevlilere kızın. Annenizi üzgün ve ne yaptığını bilmez halde tapuya veya karakola götürdüğünüz de hep uyarıyoruz, anons yapıyoruz, yediniz mi teyze bu numaraları diyen kişilere kızın. Kamera kayıtlarını vermeyen apartman yöneticilerine kızın. Ama sakın kendinize ve annenize ya da dolandırılan kişiye kızmayın. 

Teyzemin herhangi bir kuruma verdiği kimlik fotokopisinden tam 6 davayla uğraşmasına sebep olanlar da annemin (veya herhangi bir yakınınızın) dolandırıcılara inanabilmesin de  büyük payı olduğuna inanıyoruz. Siz siz olun kimlik fotokopisini üzerine hangi kuruma veriliyorsa "örnektir ve kurumun ismini yazmadan vermeyin" Her kişinin yumuşak bir karnı oluyor. Benim başıma gelmez demeyin. 

22.Mayıs ta 0535 320 59  26 nolu telefondan aranmış, bu numara, konuşmalar annemin ev ve cep telefonundan yapılırken hiç değişmemiş. 1.5 saatlik konuşmalar var. Gece de devam etmiş aramalar. Annem bizimle bile 15 dk dan fazla konuşmaz. Dolandırıcılar kapatmamışlar telefonu bir türlü. Evde neyin var paran altının var mı, söylemessen yakınlarına zarar verilir, eve gelip sayarız fazla bir miktar bulunursa halleri harap, seni de alırız içeriye demişler. Zaten alınan bu para ve herşey operasyon bittikten sonra size tekrar geri verilecek denmiş. Yakında evlenecek kardeşime saklanmış, torununun doğumgünlerine, karne günlerine saklanmış lira altınlar, kötü günler için biriktirdiği emekli maaşı sekibinsekizyüzlira; toplam yetmişbinliralık altın sokakta bir adama (savcıya) verdirttirilmiş. Annem hiç uyanmamış duruma. Ben bile bilmiyorum o altınların evde olduğunu.  Otoriteye karşı korku kullanılmış diyor internette okuduğum bazı yazılarda, dolandırıcıların sezgileri güçlü olur diyor aynı yazıda. 

Durmamışlar, yakın bir semtteki Artı Emlak ı ara demişler, şu numara demişler. Evimi satacağım, acil de demişler. 
Neden ""artı emlak""  bilmiyoruz. Annemi bir de onlar dolandırmışlar, aralarında oyun yaparak altıyüzelli olan rakamı beşyüze indirmişler, bu kadar parayı banka aracılığı ile vermeliyiz dememişler elden vermişler, say demişler (nerede sayacak kadın o kadar parayı) annemi kendi arabaları ile dolaştırarak, hiçbir masraf yaptırmadan aklı yerinde raporu, taahütname almışlar (bayramda çıkmasını istemişler annem den Bayram da ) ve bir günde, BİR GÜNDE evi satmışlar. (Sokakta en az 20 yenilenmiş satılık ev varken) Dolandırıcıların Artı emlak ı seçmesinde ki sebepler de bu paragrafta saklı sanki. 

İsteyenlere annemin tam ifadesini de gönderebilirim. Buraya hepsini yazmayacağım. 

Benim başıma gelmez, ben akıllıyım demeyin. Dedim ya, utanan ve medyada okuyup, duyamadığınız dolandırılan profesörler, avukatlar, işadamları, kadınları hatta şu an adliyelerde ki pek çok savcının hocası olan bir bey de var dolandırılan. İnanılır gibi değil, dolandırıcılar her yakalandıklarında kendilerini bir diğer detayda ustalaştırmışlar ama devlet "0" ilerleme yok. Dolandırıcılar anneme, tapuda imza atarken "gül" telefonda yanında başkaları varken bana "kardeşim"  de, evde de bana  "savcım" de bile demişler. 

Bizim olayımızda

- emlakçı anneme bir tiyatro oyunu daha oynayarak ki bana göre bir kez daha dolandırmışlar annemi ve evi piyasa değerinin yarısına alan yine emlakçının kendisi. Annem hala müşteriydi o diyor. (Fiyatı düşürmüşler) (hoş o para da biz de değil, dolandırıcılara yine sokakta savcıya veriyorum diye, yakınlarının hayatını kurtarmak amacı ile verilmiş. 
- emlakçı anneme hiçbir masraf yaptırmamış, kapıdan almış kapıya bırakmış.
- emlakçı da çalışan bir çocuk, babasının muameleci olarak çalıştığı Maltepe tapusuna annemi götürmeden önce, semt polikliğinden, dr un kapısında bekleyerek, bugün günlerden ne sorusuna karşılık on dakikada akıl sağlığı yerindedir raporu almış. (Yaş 73, yanında hiçbir yakını  yok, HİÇKİMSE tek evi olan emekli 73 yaşında  bir kadın) 
- tapu da çalışan memur, dur bu yalnız kadının bir yakınını arayayım ona sormadan işlemlere devam etmeyeyim dememiş. 

Burada bir ekleme yapayım, tapu mdr. Tedbir ricası ile dilekçe vermek için gittiğimiz sabah bize daha günaydın, hoşgeldiniz, geçmiş olsun v.s. Demeden "yine tapu suçlu değil mi " nidası ile bizi saygısızca karşılaması da ayrı bir konu. Ayrıca benim memurum aramakla yükümlü değil, yönetmelikte yok cümlesini de kurabildi. BU DA BURAYA NOT,  TAPUDA Kİ, BANKALARDA Kİ, NOTERLERDE Kİ, SATIŞI YAPAN MEMUR,YAŞLI YANINDA BİR YAKINI OLMADAN GELDİĞNDE,  SATIŞI YAPAN KİŞİYE HABER VERMEDEN (çünkü dolandırılıyor o anda) SATIŞI YAPANIN BİR YAKININI TELEFONLA ARAYIP DURUMU BİDİRMELİ BU YÖNETMELİK MUTLAKA ÇIKMALI VE ARTIK MASUM INSANLARIN MÜLKİYETLERİNE TECAVÜZ SON BULMALI.
- Emlakçı, 73 yaşında ki bir kadına bayramda evi boşaltması için; BAYRAM DA, taahütname imzalatmış. İnsafsız insanlarız. 


Annem hala evi ve altınları geri alacağına iananıyor. Bazen ben nasıl yaptım bu işi diyor. Sağlığı yerinde şükür. 

İlk önce ne yaptık, Cumartesi olmasına  rağmen hemen soruşturma başlattık. Sağolsun dostlar, sağolsun avukatlar. Arife günü de ifade ve fotoğraf tanımaya Gayrettepe ye gidildi. 1000 fotoğraf arasından tabi ki annem kimseyi tanıyamadı. Zaten telefonda öyle akıllıca manevralarla yönlendirmişler ki, parayı sokakta kendisinden alana sadece esmer vatandaştı diyebiliyor başkaca bir bilgi yok. Maalesef kamera görüntüsü de yok.

Bir not daha, dolandırıcılar bunu da düşünerek, parayı aldıktan sonra 5 gün daha annemi arayıp korkutmayı başarmışlar ve gecikmeyi sağlamışlar, hem koca bayram tatiline geldik hem de genelde kameralar 6 ila 10 gün kayıt yapıyor. Dolandırıcılar annemi oyalarken bu zaman da maalesef geçmiş.  Öğrendik ki, apartmanlara takılabilecek en iyi kamera şekli, sensörlü ve üstüne saran kamera tipleri. Sadece hareket halinde kayıt olunca 20 gün bile geriye gidilebiliyor.

 Siz siz olun, ifademizi verdik, dolandırıcıların kullandığı telefon numarasını verdik, yetkililer hemen işe başlar, aman kameralara bakıp delil bozmayalım falan diye düşünmeyin. Maalesef sistem çok yavaş, her işinizi kendiniz yapmalı, avukatınızı bile sık sık aramalı ve durum raporu almalısınız. ilk kez gittiğimiz adliyede dosyalar kocaman alışveriş arabaları ile oradan oraya taşınıyordu. Eğer o dosyaların arasına girerseniz vay halinize. Karakollar da çok yoğun. Nöbete denk gelirseniz, ertesi gün mutlaka gidip ilgiliye derdinizi anlatın, yazılı verin hatta. Aksi takdirde dosyanız o gece nöbetçi olan arkadaşlar gelene kadar bekliyor.  Savcınızı sık sık ziyaret edin. Durumu, dosyanızla ilgili gelişmeleri ona 
anlatın. 

-kamera kayıtlarına kendiniz bakın. Apartman yöneticilerini bulun nazikçe konuşun durumunuzu anlatın, zamanla yarıştığınızı söyleyin. Yardımcı oluyorlar. Apartman görevlileri "belleklerinizi" alın gelin işinize yarar bir şey olursa kayıt edersiniz bile diyorlar. Sağolsunlar.

-mobese kameraları varsa mutlaka hemen en yakın karakola dilekçe verin. Bizim kavşakta maalesef mobese yoktu. Kavşağı gören bir apartman kamerası da maalesef 6 günde silinmişti. 

-başına benzer  dolandırıcılık olayı gelmiş olanlar lütfen birleşelim ve otoriteye baskı yapalım, dolandırıcılar bu kadar rahat hareket edemesin. Cezalar arttırılsın. Yönetmelikler değişsin. 

Amacımız kimseyi kırmak üzmek değildir. Amacımız artık kimsenin dolandırılmamasını sağlamaktır.

Kalın sağlıcakla
Konu ile ilgili bir facebook sayfası açtık : lütfen mağdurlardan üye olmasını isteyiniz "telefon dolandırıcılığı ile hukuksal mücadele"


9 Mayıs 2018 Çarşamba

Demre-Finike arası bir şahane dostum

Iyi akşamlar,

Kampinglerde çok konuşanlardan, özellikle sabah erken kalkıp tüm meselelerini çadır önlerinde konuşanların nasıl bir kafa yapısı var merak ediyorum. Yahu insan düşünmez mi, insanlar uyuyor. Düşünmez. Biliyorum. Neyse tatsız konulara girmeyeyim. Sabah kahvaltımızı yaptık, kalış, kahvaltı ve akşam yemeği dahil 135 Tl verdik ve ayrıldık harika ama bir o kadar hor kullanılıp kıymet bilmediğimiz Demre den. 



Biz kahvaltı ederken bir çift baktım, torba gibi içi folyolu birşeylere sıcak su ekleyip kendilerine kahvaltı hazırlıyorlar. Merhaba diyip hemen sordum. Likya yolunu yürüyorlarmış. İki erkek bir kız. Ukrayna dan gelmişler. On dakika sonra baktım, iki pakette bize getirmiş, sanırım biz üretiyoruz dedi ama yanılmışda olabilirim. Sağolsun. Bir de şanssızlık, ayak parmağını kırmış. İki gün dinlenip bir gün yürüyorlarmış. Pek bir keyifsizlerdi. Sağlık ocağına gidin dedim ama Ukrayna yı tercih ederim dedi. Baktım şiş yok, ısrarcı olamadım. Koca kız 🙂



Tam yola çıkacakken birkaç problemimiz oldu. Birkaçı halloldu, birkaçı Demre de ki bisikletçide halloldu.
Hava güzel, ara ara bulutlanıp rüzgar zorlaşıyordu ama bir günü daha yağmursuz, kazasız belasız atlattık. Yolda ki tüm tuvaletler temiz. İnsanlar nereden gelip nereye gittiğimizle ilgili sorular soruyorlar. 



Yol düz, yokuş az. Demre çıkışında sahil şeridi mükemmel ve bomboş. Denize bu kadar yakın ama sırtı bu kadar dönük yaşanması bize ilginç geldi. Denizin rengi muhteşemdi bugün de. Hemen itiraz etmeyiniz, bu daha önce de gözlemlediğimiz birşey. Araba ile geçerken bile farkettik. Sanki deniz oarada değilmiş gibi yaşıyorlar.  Tamam bir de Yaz ın gelir bakarım. Arada lagünlerden de geçtik. Harika bir doğa. Taaa eskiden yengeç yediğimiz yerlerden geçip gittik. Minicik şeyi yemesek de olur. Yaşasınlar garibanlar. Kuşlar mükemmel ve renkli, ötüşleri canalıcı. Lagün harika ama tabi ortasından yol geçmeseymiş daha iyi olurmuş. Bir kızmında sessiz sessiz pedallıyorduk ki, bir ördek grubu bizden ürkerek havalandı, görüntü mükemmeldi amma aniden hızla arkamızda beliren kamyon ve canımızı kurtarırken bu muhteşem gösteriyi de kaçırdık tabi.



Bence Demre-Finike arası, Kalkan-Kaş arası sahil yolundan daha güzel. İnanılmaz bakir koylar var, ve fakat araba nereye parkedilecek aşağıya nasıl inilecek azıcık problem ama inanın hepsi aşılır. Tüm koylar, istisnasız tüm koylar küçük birer Kaputaş. Bazı koylara merdiven yapmışlar, bazı koyları kadın plajı yapmışlar. Bazıları evvelden işletiliyor ama hepsi harika. Memleketim harika. 



Bisikletimi 5. Sınıftan bu yana aynasız hiç kullanmadım. Ayna ya bayılırım ben. Hele araba kullanmaya başladıktan sonra bazen yolda yürüken bile aynaya bakmak istediğim çok olmuştur. Hiç bugünkü kadar efektif kullanmamıştım aynayı. Aman ne virajlar ve o virajlara kamyonlarla birlikte girerseniz ve karşıdan araba gelirse, yandınız. Siz siz olun mutlaka durup bekleyin yoksa... kimse siz beklemiyor yada frene basmıyor maalesef. Amman dikkat. Bu vesile ile Akyaka Akbük sahil yolunda ki kamyon şöförünü sevgiyle yad ederim.



30 km lik rahat bir yol yaptık bugün. Yolda çay için mola verdiğimiz mekan arebesk müzikleri dışında harika idi. Aşağıda nefis bir koyu da vardı. Hatta bir Rus çift denize girdi, sahil boyunca gördüğümüz nefis kayalara tırmanıp güneşlendi. Rus turist fazlaca, gençler çoğunlukta.

Finike ye girer girmez sıkı bir yokuş ve sonunda bir hotel gördük, manzarası da tüm ilçe ve marina. Çıktık. 120 tl ye anlaştık. Bir de suit oda kaptık ki mevsim dışı bereketi olsa gerek. 20 yıllık bir bina. Azeri bir çift işletiyor yada sahipleri olabilir. Internet te var. E daha ne olsun. Minik buzdolabına da hayran kaldık, herşey buz gibi ama dolap da ses yok. Döniyim evdekini atacağım.



Duş alıp, temizlenip paklanıp merkeze indik. Biryerlerde bira içelim dedik ama nanay. Biz de daha önce pizza yediğimiz bir yeri hatırladık ve orayı bulduk. White Angel aklınızda bulunsun. Oradan nefis manzaralı ve püfür esen balkonumuza dönüş yaptık. İlçe yenileniyor ve genişliyor. Birçok inşaat ve residance var ! İlçenin içinde çeşitli çaylar ve nehirler geçiyor, üzerlerinde güzel köprüler var. Yeşillendirilmiş. Sanki biraz Eskişehir e özenilmiş ki güzel. Karayollarının arazisine hastahane yapılıyor v.s. Akşam hotel e dönerken, balkonlu mendirek 🙂 te yürürken bir bina ya çok güldük; pavyon gibi ışıklandırmışlar led ile. Yaklaştıkça inanamadık ama bizim kaldığımız hotel. Hey Allah ım, neyse ki 22.00 de kapattılar. 



Tabi yollarda ki kekikler, kara kekikler v.s. Toplamadan olmazzzz. Hotel odasını missss gibi kokuttuk.


Yarın hedef Gelidonya feneri, hava yağmur diyor. Bakalım belki rüzgarlı ve dümdüz  ilk 22 km aldıktan sonra  köyde kalır, sonraki 9-10  km taşlı, kayalıklı yolu bir sonraki gün tamamlar öyle çıkarız fenere. Son iki km, yüklü bisikletlerle zor. Yolda hiçbirşey olmadığı için yiyecek ve su hesabı da yapılmalı. Fener in orada elektrik de yok. Of keşke hava açık olsa da nefis yıldız şölenini kaçırmasak.

Kalın sağlıcakla
Hevesli ve azıcık tırsmış kremci anne



8 Mayıs 2018 Salı

4. Gün bitti

Iyi akşamlar,

4. Gün bitti. Hayatımı böyle yollarda, bisikletle dolşarak, yaşayarak geçirebilirim. 




Sabah harika bir manzaraya kalktık Kekova, Kale Köyünde. Cennetten bir parça. Güzel huzurlıu bir cennet. 



Güzel bir kahvaltı, toplanma, kurumuş çamaşırları toplama ve saat 11.00 de tekne talimatı.



Hava güzel, deniz durgun, dönüşte bisikletleri yüklemedik, çantalar ayrı bisikletler ayrı rahat ettik. Sergen dönüş yolunda yine bizimle dalgasını geçti, yada gerçekten benzin bitti. Ben o kadar eminim ki Sergen in bu işi bir şekilde halledeceğinden, o sırada kısa bir film çekmekle meşguldüm zira denizin rengi inanılmazdı. Lacivert mi, mavi mi, turkuaz mı?



Kıyıya vardık. Birbuçuk litrelik suya 4 Tl verdik. Nakit paramız olmassa 100 tl nakiti oradan alabileceğimiz öğrendik. 5 Tl kesilerek tabi. 



Kekik ve adaçayı kokulu köyü gerimizde borakıp hemen yokuşa vurduk kendimizi. Geliş yolumuzdan değil yaklaşık 10 yıl kadar önce açılan diğer yoldan geri döndük. Heryer tarihi eser, yeşillik, kekikler harika kokuyor çiçek açmışlar. 



Yolda harika bir atıl mezar gördüm. Billahi Dalyan da ki kral mezarlarından iyi durumdaydı. Cem beklerim işareti verince, biraz içeriye yürüdüm ve yakından da fotoğraf çektim. O sırada küçük bir hortum oluştu, içinde kağıtlar, toz toprak ve kırlangıç kuşları. Dönüp duruuu. Allahtan ters yöne gitti. Ne garip bir duygu.



Hava hep bulutlu, arada güneş felaket terletici. Nisan da çıkamadık ya hava bİze Nisan daymışız gibi kıyak yapıyor. Yağmur yağar yağmaz derken, başladı. O sırada harika bahçeli bir evin önünden geçiyorduk, oturalım birşeyler içelim dedik ama maalesef kimse yoktu. Biz de naylonla örtülmüş garajlarına sığındık, arada dut ta yedik, kuruyemişte. O sırada geldiler, sağolsunlar arabalarını dışarıda bıraktılar ve bize mükellef bir kahvaltı hazırladılar. Ama misafirmişiz gibi; meğer Cate Clow geçmiş Demre den. Demişki odalarınızı açın, yemek yapın, hizmet verin yürüyüşçülere demiş. Hanımlara ücretsiz eğitimler verdirmiş, Efes Pilsen finansörlük yapmış v.s. İyi ki varlar.



Etrafta sera çok fazla. Borç içinde yüzdüklerini de belirttiler ama seradan vazgecen yok anlaşılan. Bir de toprak yok bölgede. Önce taşlarla bir yer yapıp üzerine toprak getirttirip sonra sera için kapatıyorlarmış. Arada bölgede iki tane de kekik ve adaçayı yağı çıkaran olduğunu öğrendim. Eh CrocuS için bir tur da araba ile yapalım bari. 



Yokuşlar, harika manzaralar, eski kiliseler, muhteşem deltalar. Yol kenarı çöpleri. Yolda soru soran, serbest çadır yeri arıyoruz diyen kafası güzel gençler, havlayan sevimli köpekler. Memleketim o kadar güzel ve fakat o kadar bakımsız, salaş ve pis ki. Olana dokunmasak bile yeter amma...



Akşam Cem in daha önce geldiği camping te kalmaktı hedefimiz. Hala açık ve yerinde. Delta nın ucunda bir yanı nehir sonunda harika bir kumsal ve bir tarafında daha iki yıl önce açılmış olan muhteşem bir müze ; likya uygarlığı müzesi. Kuş cenneti de cabası. Değişik türler, ötüşler. 



Müzeyi gezdik. Müze kart geçiyor, yanınızda yoksa giriş 5 tl. En az iki saat  ayırın derim. Sarnıcı da var, yerebatan sarnıcının birebir kopyası imiş. Ters Medusa yok tabi. Ada ile de kesin gelmeliyiz. Bayılırr kızım müzeye. Emeği geçenlerin eline sağlık. 




Akşam yemeği ve kahvaltı Andriake campingten toplam 135 tl. Kalma çadır 50 Tl. Kişi başı 25. Tek kişi çadır 30 olmalı. Ortam güzel ama salaş. Su var, sabun var, yemekler ve müzik güzel. Bilenler bilir Şile deki kamplar gibi. Kaş camping ile kıyas yapılamaz bile. Üstelik aynı fiyat. 



Yarın hedef Finike, sonra Gelidonya. Yaşasın. Hayale bir iki adım kaldı.

Kalın sağlıcakla