31 Ağustos 2010 Salı

Sokakağzı - 30 Agustos











Resim patlamiş ama Sokakagzi'n daki moteli anlatacak başka bir resim yok. Bu agac motelin hayatını kurtaran agaç. Denizkenarında oturmak istemezsseniz, bu lokanta-cafe de istediğiniz heran serince vakit geçirebilirsiniz. Küçük bira 5 Tl. Bir duble raki 8 Tl. Akşam açık büfesi muhteşem. Baliklar taze ve güzel. Bu sefer daha önce hiç yemediğimiz dil balığı fileto yedik. Çok beğendik. Tabi bana gore balık gibi degilde çerez gibiydi.

Aaaa bu arada yöreye özgü ''avcı böreği'', '' baklava'' ve ''dövme dondurma'' mutlaka denenmeli. Ballı bademli dondurma ve dut mükemmeldi.

Ilgilenenler için; http://www.sokakagzimotel.com/

Daha önce bir arkadaşıma tavsiye ettim, yaklaşık 2,5 yaşındaki oğullarına deniz serin gelmişti. Duyurulur. Biz ve Ada da problem yok.

Cumartesi sabah 07,00 Pendik-Yalova yaptık. Bandırma feribotunda maalesef yer yoktu. Oglen 14,30 gibi Sokakağzına indik. Hoop deniz. Akşam ziyafet ve 22,30 da yatiş. Ada sabah 07,20 de kalktı ve tabiki konuşmaya başladı. Baktım baba uyanacak, hoop makinayı alıp dışarıya çıktık. Nasıl güzel bir rüzgar, nasıl güzel bir hava. Ada ya hırkasını giydirdim, sahilde güzel bir yürüyüs yaptık. Köpekler, kediler, horozlar v.s. Sabah güneşi ile kızımın resimlerinide çektim pek hoş çıktı. İçtiğ sütte kutu değil ha.. sağolsun kardeşimin verdiği termosla süt taşımıştım, Aysun un sütünü içiyor kızım. Haziran da gittiğimizde el kadar olan köpek de büyümüş, Ada ya bir atladıki sormayın, kıkırdamalar, ağlamalar eşliğinde oynadılar bayağı.

Baktık saat 10,00 ve kimse kalkmamış bizde beklemekten vazgeçip kahvaltımızı ettik, sonra hooop sahile. Biz Ada ile bütüngün sahildeydik, Büyükbaba, Cem ve Selim Behramkale ve Assos a gittiler. Döndüklerinde Sokakazı cennet Assos bitmiş dediler. Araba ile ne girilebiliyor ne çıkılabiliyor, esmiyor, sıcak ve heryer restaurant olmuş dediler. Oh iyiki gitmemişim. Eskiden olduğu gibi kalsın aklımda. Yalnız kale ye gidip satılan takı, elbise v.s bakmadığıma yandım tabi.
Neyse birdahaki sefere bir gece gideriz böylece serinde olur.

Ada sahilde tam 3 arkadaşı ile oynadı. Hepsi kız ve hepsinin yaşı birbirine yakın. Doğa, Deniz, Ada, Ceren. Deniz yatağına çıkıp yüzmeleri görülmeye değerdi dogrusu. Yatağa yanlamasına sığışıp, ayaklarını çırptılar. Kıçlar süperdi.

Kokoş kızım kumlara basmak istemedi, kum yerine deniz çantasına filan oturdu ama sonra alıştı. Yalınayak bile yürüdü heryerde. Denizde bir hoplayıp zıplayışları vardıki..

Resimlerden birinde Ada nın en sevdiği mayosu sallanıyor. Sagol Boraaaa ve Lidya. Hayat bu koyduk o resmin adını.

Büyükbaba ve torun sıkı tavla partileri çevirdiler.

Gönlümüz Sokakağzında kaldı. Birde benim keyifle okuduğum tam tatil için uygun olan GOA yayınları, Coffe,Tea, Me (Kkahve mi, Çaymi ben mi?) isimli kitabım kaldı. Sahilde unutmuşum, ertesi gün kitap yoktu. Belliki biri okuyor oraya ait. Kim alırki kitabı. İlginç. Ertesi gün bulacağımdan o kadar emindimki, bulamayınca bayağı bir hayalkırıklığı yaşadım.

Dönüşmü, Biga daki köftecimiz Ramazan sebebi ile kapalıydı, kös, kös Bandırma ya gittik, oradan Yenikapı sonra Sirkeci-Harem ve 22,00 civarı evdeydik. Ada çoktan uyumuştu. Vapurda bir bomba ihbarı olayı ile karşılaştık, neyseki fos çıktı. Bende üzülmüştüm, daha arabamızın 3, taksidini yeni ödedik yahu. :-)

Motel e 60 Tl adambaşı ödedik. Yarım pansiyon. Odalar geniş ve güzel. Tv ve klima var.
Balkonlar güzel. Ama oyle çok bişey beklemeyin. Rahat ve temiz onu söyleyebilirim. Haziran ve Eylül de 50Tl ye zorlayın derim.

Sevgiler
Gezginci anne Çiğdem

26 Ağustos 2010 Perşembe

Minubus maceramiz ve oradan buradan.



Ada kız yüzünü boyamaya bayılıyor ve biz hayret ediyoruz ama çok da güzel boyuyor. Hatta lokantaya gittiğimizde diğer çoçukları ikna edip onların bile yüzlerini boyadığı oluyor. Kereta.

Boya kalemleri bitti ve yenisini almadım. Onlarda Senay ın hediyesiydi, sagolsun. Çünkü bu işe çok sardığını düşündüm. Sizce haklımıyım??

Diğer resim haftasonu katıldığımız bağbozumu gezisi. Sagol Yaprak. Gezi çok güzeldi. Ramazan sebebi ile anıları bayram sonrasına. Sunu belirtmeliyimki şapkaları bize hediye etmelerine pek sevindik, dönüş yolundaki dondurmada ilaç gibi geldi. Bağdaki üzümlerin tadı ise mukemmeldi.

Dün Ada ile kuaföre minübüs ile gittik, bayıldı, bayıldı. Arada bir ayağada kalktı. Oturuken onun belinden sarıldım ki ani fren olursa bişey olmasın,- daha doğrusu korumaya çalıştim amma pek hoş bir çözüm değil tabi. Arabalarda çocuk koltuğu zorunlu tutuldu ama toplu taşıma arçları ne olacak. - Ayağa kalktıktan sonra ikinci oturuşunda minübüs duruyor diye onun belinden sarılmamiştim. Ne yaptı biliyormusunuz. Oturdu ve elimi alıp beline koydurdu. Bu ne güzel bir duygudur arkadaşlar. Iyiki var Ada. Sonrada bana sokulup, seni çok seviyorum anne demez mi, gelde yeme veleti.

Bazı diyaloglar;

-Anneeee cırt cırt mi yapıcak sana Mehtap.
- Evet kizim.
-Tamam, bende çiçekleri sularım.


-Annneee neden insanlar cabuk cabuk inip biniyorlar.
- İnecekleri yere geliyorlarda ondan.
- Biz ne zaman gelecegiz.

Yolda PTT ye uğramamız gerekti, indi bindi yaptık. Inince;

- Anneee ben arabamiza binmek istiyorum, yürumek istemiyorum.
- Ama kizim bak yuruyunce daha guzel, herşeye dokunabilir çeşitli şeyler görebilirsin.
- Ben hiçbirşeye dokunmak istemiyorum, der demez bir domatese dokundu.

yani kizimiz luxe alıştı. Ancak havaların normale dönmesi ile birlikte heryere toplu taşıma araçları ile gideceğiz. Haberi yok tabi :-)


Dönüş yolunda da minübüse bindik, tesadüf hep kadın vardı, Ada biner binmez;

-Anneee, bu kadınlar minübüsü.

Minübüsten bir kahkaha tufanı koptuki sormayın.

Bahçeyi suladık, baba geldi, eve çıktık. Mutfakta bana yardım etmeye bayılıyor. Renklı plastik taburesini getirip üstüne çıkıyor. O sırada ben bıçakla patlıcanları kesiyorum ve kabuklarını çöpe atmak için, çöpü yanıma alacağıma nedense Ada nın arkasında dolanıyorum. Ne dese beğenirsiniz.

Annnneeee, ( bilmiş bir ses tonu) bıçağa dikkat et yoksa artık bir kızınız olmayacak.

Önceki gün havuzdayız. The World is mine diye bir parça çalıyor. Ada şöyle dedi.

-Anneee, bu Dünya hepimizin neden benim diyor.

Daha var da, artık öteki yazilarımıza kalsın. Sizi sıkmayalım.

Bu arada ''disney on the ice'' için davetiye arıyoruz. Bilginize. Ada bayılacak bu gösteriye. Sanırım Ekim de.

Şaşırmış anne Çiğdem

24 Ağustos 2010 Salı

kaybolan yazı.






Kaybolan bir yazı yazdım demiştim ya, işte bugun onun tekrarı buyrun efem;

Ilk iki resim, bizim heray aldığımız Meraklı Minik dergisine ait. Bu dergiyi tüm 2,5-3 yaş annelerine öneriyorum. Erken demeyin alın. Çocuğunuzun nasıl güzel cevaplar verdiğini, aman canım bu soruyu ona sormayayım anlamaz diyip sonra hadi bir deneyeyim diye fikir değiştirdiğnizde, onlardan ne güzel cevaplar alacağınıza siz bile şaşıracaksınız.

Sticker sayfaları ki biz dergiyi aldığımızda ilk yaptığımız çalışma oluyor. Kesme biçme sayfaları, benim gibi el becerisi olmayan anneleri bile çocuklarının gözünde birer sanatçı yapan sayfalar v.s. Bir de cıvıl cıvıl, renkli ve konu seçimleri çok başarılı. Bir tek İngilizce versiyonları yada sayfa altında konuyu birde Ingilizce anlatan bölümleri eksik o kadar. :-)

Resimlerden birinde Aysun dan gelen sutun soğuma aşaması da var, kaçırılmasın ltf. Soğuduktan sonra kaymak ayırılacak ve dogruca sürahilere ve ertesi sabah sürahilerin üstünden bir posta kaymak daha ohhh... Sagolsun Aysun. Ne olur ne olmaz sütsüz kalınca kullanırım diye aldığım kutu sütün son kullanma tarihi gelmek üzere, dolapta bekliyor. Sonu kedilere yem olmak olacak herhalde. Bu arada kedilere sut verirken lutfen yarı yarıya su katmayı unutmayınız yoksa sindirim problemi yuzunden çok karın ağrısı çekiyorlarmış.

Bir diğer resimde parkta oynayan çocukları pür dikkat seyreden arkadaşım, hemşerim ise Ayşegül ve diğer resim keyfi yerinde olan çocuklar. Kartal a doğru giderken solda Migros u geçince görebileceğiniz Papatya adlı kafe de oturken çektiğimiz resimler.

Yiğit,Irmak ve Ada gölge olan parkta çok güzel eğlenirken biz anneler; Çiğdem,Seda ve Ayşegül saunadaymışız misali, şemsiye gölgesi altında ter attık. Güzel bir mekan ama İlkbahar yada Sonbaharda gidilmeli yada serin Yaz günleri ve akşamlarında. Çocuklar çok eğlendiler sagolasın Ayşegül. Eğer siz bişeyler içiyorsanız, çocukların evden getirilen yemekleri yemelerine ses etmiyorlar. Bir soda 2,5 tl v.s.

En alttaki resim ise, bir blog da görüp denediğimiz. Sosisli makarna. Sosis çok nadir veriyorum Ada ya ben. Ama Polonez Dana %100 dana olduğu için tercihim. Valla reklam desinler ne yapayım.

Evet sosis vermek istemesemde bu tarifte kesilmiş makarnalari, kesilmiş sosilere batırma ve sonra tencereye koyma işlemlerinin hepsini Ada yapıyor ve çok eğleniyor ve ilk defa anne bir tabak daha yiyebilirmiyim cümlesini bana bahşediyor bu tarif. Ne diyeyim ki başka.

Geçen hafta sonu Kayra nin gezisine katildik. O da başka bir yazı konusu. O gün Kardeşim Ada ile ilgilendi, zaten geziyi bize o hediye etti sagolsun. Onun yeğeni ile geçirdiği günün özetini kapsayan cümleleri buraya alıyorum. Çok hoşuma gitti çünkü;

Birde ek bir yorum; kızım kokoş benim ama annesi diil. Zavallı alışverişi seviyor ama ben sevmiyorum. Iyiki teyzesi var saatlerce alışveriş yaparlar giysi denerler, saşlarını tararlar v.s. aman bana dokunmasınlar. :-)

Haftasonu Raporunu vereyim dedimJ Havuza gitmedik, sabah 12.00den akşam 2000e kadar dışarılardaydık… önce remzi kitabevi 1.5 saat sonra Caddebostan kültür merkezine kadar yürüdük..Kendisiyle dondurma keyfi yaptık özsüt’te…

Ardından alışveriş yaptık kendisiyle, inanamazsın .. gidip beğeniyor ayakkabı ya da elbise,hadi bunu dene diyor… inanamadım.. giyince de “ aaaaaaaaaçok güzel olmuş” diyorJ sonra gene bir kitapcı ziyareti yaptık, işbank’a gittik. İşbank klütr merkezinden içeri girince ama burası küçük auntiee deyince kadıncağınzın teki kahkahayı patlattı… J sonra da onu klübe götürdüm, maç seyretti ellerini çırparakJ akşam ben nakavttım.. hanfendi hala şakıyorduJ



Sanlı anne Çiğdem
Sevgiler