14 Mart 2012 Çarşamba

Ejderha dövmeli kız.

Merhaba,

Pazartesi akşamı, ''Ejderha dövmeli kız''  filmini seyrettim. Aslında Cem ile başladık ama Cem bu filmi ben seyrettim dedi. Cem her film başladığında böyle söylediği ve sonra ben, hayır seyretmedik, ve o ne kadar şanslısın herşeye yeniden başla dediği ve sonrasında o filmi seyretmediğimiz anlaşıldığı için yine dediğine güldüm geçtim ama bu sefer Cem haklıydı.

Yine Hollywood yapacagını yapmış konuyu olduğu gibi araklamış dedi ve koltukta uyudu ama ben filmi bırakamadım. Ustelik gece yarısından sonra bire çeyrek kala bitti film. Çok beğendim.

Eleştirmenler benim kadar beğenmemişler ama ben beğendim.

Gerçi ben de The Artist de uyudum ama o filmden değil benim yorgunluğumdan kaynaklanıyordu.






Director:

David Fincher

Writers:

Steven Zaillian (screenplay), Stieg Larsson (novel)
Yönetmen ismini görür görmez iyi bir film olacağını biliyordum. Mr Fincher in yaptığı filmleri severim hep. Ee kitabıda uzun zaman en iyi satanlar listesindeydi daha ne olsun.
Stieg Larsson kitabın yazarı; 2004 yılında kalp krizinden ölmüş ve tabiki kitapları daha çok satmış. 2009 yılında da İsveç versiyonu çekilmiş filmin. Cem de bu kopyayı seyretmiş olsa gerek.

2011 yılında, yani kısa birsüre sonra Hollywood versiyonun çekilmesi de garip. İnsan biraz bekler yaw.

Başlangıçta klip gibi kısa bir animasyon yada ne denirse bir gösterim var. İç karartıcı ama harika. Arka plandaki müzik ise benim için dayanılmazdı.
Film deki manzaralar, konu olan ailenin zenginliği süperdi. Kız ilginçti. Teknoloji ile neler yapılabileceği sanki hayal gibiydi.

Dinler yasaklasa da, bir grup edep diye bağırsada sex konusu, insanoğlu için  doğal ve önüne geçilmez bir dürtü ve zaman zaman sapıklık da maalesef. Ben hep kimbilir Anadolu da neler oluyor derken buyrun ekonomik durum olayı değiştirmiyor. Heryerde her şartta kötü olaylar oluyor, çocuklar harcanıyor veya gerçek hayat bu diye bilerek büyüyorlar. Yazık.

Filmdeki sex ile ve ilgili dehşet sahnelerine bakamadım desem yeridir ve içimde kabaran nefret, hırs. Aslında birçok duyguyu yaşatmayı becerebilen sahici bir film olmuş.

Daniel Craig i de sevmeye mi başladım ne. Zaten bu erkeklerin şansı, yaşlandıkça olgunlaşıyorlar ve karekterleri daha çok oturuyor. Aman beylik laf ettim ama dogru değil mi?

Rooney Mara, ise tanımadığım bir oyuncu,  önce piercieng filan rahatsız oluyorsunuz ama tanıdıkça seviyor ve zayıflığına hayret ediyorsunuz.  Bakışları, hareketleri ve magdur olusu size karekteri sevdiriyor.
 
Tabi benim neredeyse herfilmi beğenerek seyrettiğim de gözden kaçırılmayacak bir detay. Ama akıcı ve sürükleyici olduğunu kimse inkar etmeyecektir. Film neredeyse 3 saat ve tuvalete bile zor gittim. Hele kumandaya yanlışlıkla dirseğimle dokundum ve yaşadığım paniği görmeliydiniz. :-)

Filmin sonunda kendinizi mutlu hissetmiyorsunuz açıkçası ama şükür ediyor, odasında uyuyan çocuğunuza acı bir tebessümle bakıyor ve onun ve diğerlerinin bahtlarının açık olmasını ve hayatı boyunca iyi insanlara çatmasını isteyerek, umarak sıcak yatağınıza gidip güvenle ve memnuniyetle eşinizin yanına kıvrılıyorsunuz.

Aynı yazarın, ''Milenyum Üçlemesi'' adı altında ki bir dizi kitap seriymiş., diğer kitapları  almak ve okumak farz oldu. Filmi de çekiliyormuş.





Kitap ve filmkurdu anne Çiğdem

4 yorum:

Karyatid dedi ki...

Keşke ben de konsantre olup izleyebilsem film...
Aileden birinin izlemesi de yeterli, öyle değil mi? ;)

Ayfer dedi ki...

Bu filmi bende seyrettim.İtiraf etmeliyim ki kitabı okurken daha heycanlanmıştım...))

mine tozanlıoğlu dedi ki...

merak ediyorum bu filmi ...

Oglak Kizlari dedi ki...

Kardesim, izlediklerimiz sana da bana da yeter gibime geliyor.

---------------------------------

Oyle mi Ayfer, kitabı alayım mı diyorsun yani.

---------------------------

Mine, seyret, hemen.

Filmsever anne Çiğdem