23 Eylül 2014 Salı

Keçiboynuzu

Merhaba,

Herhalde bir 20 yıl önceydi, Kaş ta kaldığımız pansiyonun balkonuna bir ağacın dalları çok hoş bir şekilde geliyordu, deniz manzarasını seyrederken, fasülye ye benzer meyveleri farkettim, keçiboynuzu, meyve onlar yiyebilirsin dediler. Yedim ve o günden bu yana çok severim. Ağacı bulunca da yerini mimler, Temmuz, Agustos gibi oaralarda olmaya çalışırım.

Baharatçılarda satılanları hiç sevmem, hem hep ağzı açık satarlar hem de eski ürün olduğu için bence keçiboynuzu ile alakaları yoktur.

Daha sonra da Kekovada n pekmezi ni almıştım, e yine 20 veya 25 yıl önceydi ve hayran kalmıştım pekmezin tadına, kokusuna, dokusuna. Harnup ta ne demiştim o zaman. Meğer Keçiboynuzunun litaratürde olan ismiymiş.

Burada ki pazarlarda da var. Tazecik, bayılıyorum ben tadına, sanki kağıt helva gibi desem bilmem keçiboynuzunun tadını anlamanıza yardımcı olabilirmiyim. Bu aralar malum Karatay yaşam stilini benimsedim, kontrol etmedim bol bol tükettim, aklım başıma yeni geldi ama telaşlanacak birşey yok. Yaradan yine harkulade bir besin sunmuş biz sefil kullarına.









Net ten bulduğum bazı bilgiler;

Bizim bahçede ki ağacın neden meyve vermediği anlaşıldı. 15 yaşında olması lazımmış. Bizim ağaç daha genç. Nelere iyi geliyormuş, her meyve gibi tabi ki, bağırsak hareketleri. Başka; ishali önlüyormuş, kilo kaybına yardımcı imiş, kemikleri güçlendirirmiş ve öksürüğe iyi gelirmiş. ooo antioksidan etkisi ile yaşlanmayı da geciktirirmiş. Burada kilosu 5 ila 8 Tl. Ve o senenin ürünleri pazarda bulunabiliyor. Büyük şehirdeyken almazdım ben hiç. Ağaçtan koparırsam yerdim sadece. Büyük şehirlerde fiyatı  ne kadar acaba?? ( ikinci baskı biliyorum)

İshal olan çocuk ve bebeklerde ve hatta yetişkinler de;  iki kaşık keçiboynuzu tozu, elma püresi ile karıştırılarak yendiği takdirde çok iyi gelirmiş. Aklımızda bulunsun. Bir yemek kaşığı keçiboynuzu tozu günlük lif ihtiyacının % 10 unu karşılarmış. İçinde kalsiyum, demir, magnezyum,potasyum ve bakır gibi mineraller de bulundururmuş.

Çayı da yapılıyormuş, ben direkt yediğim için bu yöntemi hiç denemedim, ama neden olamasın;
Saraçoğlu şöyle tarif etmiş;


Orta büyüklükteki keçi boynuzundan 6-7 tanesini önce soğuk su altında yıkayınız. Daha sonra bunları küçük küçük (3-4 cm uzunluğunda) kırarak, kaynamakta olan yarım litreye yakın suyun içine atınız. Hafif ateşte 7-8 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzerek suyunu cam şişeye doldurunuz. Buzdolabında en fazla üç gün beklete bilirsiniz.
Her gün sabah kahvaltısı arasında ve akşam yemeğinden önce bir çay bardağı içilir. Yaklaşık yarım litre olarak hazırladığınız keçi boynuzu suyu üç gün buzdolabında bozulmadan korunabilir. Her üç günde bir, taze olarak hazırlamanız gerekecektir. Hiç ara vermeden 20 gün uygulayınız. Yirmi gün tamamlandıktan sonra aynı şekilde hiç ara vermeden 15 gün devam ediniz. Onbeş günlük kürü uygularken bir çay bardağı içerisine bir küçük çay kaşığı bal ilave edip karıştırınız, sabah kahvaltınız arasında ve akşam yemeğinden önce birer çay bardağı içiniz. Keçi boynuzu kürünü uygularken sabah kahvaltınızda ayrıca bal tüketmeyiniz.

Bir diğer bilgi;

Olgunlaşmadan yenirse bağırsakları yumuşatır, olgunken kabızlık yapar. Yabani olanların tohumlarına Kırat veya Karat adı verilir. (0,2 gram 1 karat) Karat ölçüsü buradan gelmektedir. Tohumlarından zamk elde ediliyor ve yurt dışına ihraç ediliyor. Kağıt ve Mobilya sanayinde kullanılıyor.

Keçiboynuzunda kolesterol bulunmaması ayrı bir avantajdır. Kaffein ve theobromine içermediği için de tansiyon problemi olanların rahatlıkla uygulayabilecekleri bir kürdür. Fosfor ve kalsiyum bakımından zengindir. Bu nedenle osteoporoz rahatsızlığı olanlara kalsiyum ihtiyaçlarının karşılanmasında çok iyi bir destekleyicidir.  






Fasulye ve bezelye ile aynı bitki ailesinden olan keçiboynuzu genellikle Akdeniz’e kıyısı olan güney Avrupa, Kuzey Afrika ülkeleriyle, Ortadoğu’da doğal olarak yetişir. Bilimsel adı ceratonia siliqua olan keçiboynuzu ağacı 10-15 metreye kadar boy atabilir ve dona karşı dayanıklı yaprakları 10-20 santim uzunluğa ulaşır. Ağaç Eylül-Ekim aylarında küçük ve sık çiçekler açar. Erkek çiçeklerin karakteristik bir kokusu vardır. Ağacın meyve üretimi 15 yaşından sonra başlar ve tohum kesesi olarak da adlandırılan meyvelerin uzunluğu 30 santime kadar ulaşabilir.
Yaklaşık olarak 4000 yıldır çeşitli hastalıklara karşı tedavi amaçlı olarak kullanılan keçiboynuzu meyveleri, tohumları ve kerestesi ile pek çok kültüre yerleşmiş kullanım alanlarına sahiptir.
  • Prostat enfeksiyonlarının tedavisine yardımcı olur
  • İshali geçirir
  • Sindirim sistemi sorunlarını hafifletir
  • Kemikleri güçlendirir
  • Kilo kaybını destekler
  • Öksürüğe iyi gelir
- See more at: http://www.bitkicaylarininfaydalari.com/keciboynuzu-cayinin-faydalari/#sthash.KLSDWVYD.dpuf
Fasulye ve bezelye ile aynı bitki ailesinden olan keçiboynuzu genellikle Akdeniz’e kıyısı olan güney Avrupa, Kuzey Afrika ülkeleriyle, Ortadoğu’da doğal olarak yetişir. Bilimsel adı ceratonia siliqua olan keçiboynuzu ağacı 10-15 metreye kadar boy atabilir ve dona karşı dayanıklı yaprakları 10-20 santim uzunluğa ulaşır. Ağaç Eylül-Ekim aylarında küçük ve sık çiçekler açar. Erkek çiçeklerin karakteristik bir kokusu vardır. Ağacın meyve üretimi 15 yaşından sonra başlar ve tohum kesesi olarak da adlandırılan meyvelerin uzunluğu 30 santime kadar ulaşabilir.
Yaklaşık olarak 4000 yıldır çeşitli hastalıklara karşı tedavi amaçlı olarak kullanılan keçiboynuzu meyveleri, tohumları ve kerestesi ile pek çok kültüre yerleşmiş kullanım alanlarına sahiptir.
  • Prostat enfeksiyonlarının tedavisine yardımcı olur
  • İshali geçirir
  • Sindirim sistemi sorunlarını hafifletir
  • Kemikleri güçlendirir
  • Kilo kaybını destekler
  • Öksürüğe iyi ge
- See more at: http://www.bitkicaylarininfaydalari.com/keciboynuzu-cayinin-faydalari/#sthash.KLSDWVYD.dpuf



Kalın sağlıcakla
Keçi anne

3 yorum:

Buralı Olmayan dedi ki...

Küçük bir bilgi de benden olsun ; gerçi siz mutlaka biliyorsunuzdur ; keçiboynuzu tozunu kakao yerine puding , kek ve kurabiyelerde de rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Sevgilerimle.

Oglak Kizlari dedi ki...

Evvet biliyordum ama hiç denemedim. Çekirdeklerini çıkarıp ki bu zor kısmı, rondoda denemem lazım yada şu Sinbo nun en ekonomik baharat değirmeninden almak lazım.

Teşekkür eden anne

Bir Terazi Kizi... dedi ki...

Olur olmaz kimsenin yemedigi seyleri yemeyi pek severim,igde ve keciboynuzu bunlardan sadece biri,cogu tanimiyor,ben hep sert olanindan yemistim,simdi siz anlatinca yumusagini düsünemiyorum,her zaman oralarda varmi bilmiyorum ama unutmazssam alirim kesin,not aliyorum sonra onlarida bulamiyorum:)) Evde keciboynuzu pekmezi var,özellikle aciklamislar,koyu olur merak etmeyin bozuk degil diye,bende merak ediyordum neden böyle kivamli diye...