11 Kasım 2012 Pazar

Domino Film yorumu

İyi akşamlar,


Geçen sabahlardan birinde spor yaparken rastladım film kanallarının birinde bu filme.

 Domino Poster

Ben beğendim ve değişik buldum. Bizde olmayan ( sanıyorum ) bir meslek grubununa mensup değişik ve haydut karekterli birilerini anlatıyor film. Biri bayan ve filmin sonunda gerçek Domino yu gösterdiler sanki.

Evet, evet Domino Harvey in hayat hikayesiymiş. Babası da filmde ki gibi gerçekten aktörmüş.

Filmi ben beğendim ama eleştirmenler pek beğenmemiş. Bence Keira Knightley çok güzel kotarmış rolünü. İlk başta tanımadım bile.

 Keira Knightley Picture

 Çok zayıf, hala çok zayıf. Karaip Korsanları ndan ve bir diğer adını hatırlamadığım şaşalı bir İngiliz filmden çok iyi hatırlıyorum onu. Sevimli ve yetenekli bence.

  Mickey Rourke her zaman döktüren bir oyuncu, bu filmde de öyle. Artık hangi tiplere girdiğini ben bile karıştırıyorum. Bir de adam küllerinden yeniden doğdu. Gerçi çok genç ve güzel manken karısını hırpalamıştı bayağı, kızgınım kendisine amma elden ne gelir. Adam başarılı.


Mickey Rourke Picture


Birde, Edgar Ramirez, yakışıklımız var. Soyunana kadar dikkat çekmiyor ama bir vücut ve onun için yazılmış bir bölüm var,  orada bayağı ilahlaşıyor. Yani kadın kahramanın gözünde demek istiyorum !
Tamam göze batarak yapılıyor ama yine de olmuş işte.

Édgar Ramírez Picture



Tony Scott da yönetmiş filmi. Başarılı.
Ben kolay bir izleyiciyim, yönetmenin her numarasını yuttum ve beğendim filmi.

Buyrun gerçek Domino Harvey'e, sanırım bizim ülkemizde bu mesleği mafya yada tefeciler yapıyor.



Anne rolünde ki Bisset e bayıldım.

Jacqueline Bisset Picture



Biz yarın 06,30 Dalaman yolcusuyuz. Cuma ya görüşürüz. Vakit bulursam oradan da yayın yaparım.

Yolcu, anne Çiğdem



10 Kasım 2012 Cumartesi

10 Kasım

Kalbimizdesin


Tam karşında durmuş bakıyorum, aramızda beyaz kıyafetli birisi var sanki...

Ama bu seni görmeme engel değil ki, Atam.

Kim seni sevmeme engel olabilir, kim kalbimin içini bilebilir?

Böcüğümle geldik seni ziyarete... 

O kalbimizin içinde dedi ya, yaşlı bir teyze ile birlikte ağladık ya hani...

Müzedeki marşları duyunca, teker teker söyledi ve ben gene ağladım ya hani...

Biz, seni sevdik Atam. Bugün ayrılış değil, kalbimizin daha da derinliklerine yerleştiğin gün, yeniden doğduğun gün.

Ne demiştin?

''
Beni görmek demek, behemehal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.''


Biz seni görüyoruz Atam! 


Sevginle kuvvet bulup, sevginle yaşıyoruz.


Kaynak; http://berceste.blogspot.com/2012/11/kalbimizdesin.html 

Kopyacı anne Çiğdem

9 Kasım 2012 Cuma

The Joneses - Jones lar film yorumu.

Iyi akşamlar,

Bu sabah çoook eski bir arkadaşımla bol sohbetli, manzaralı,  nefis bir kahvaltı ettim.
Kahvaltıda yenilenler değil, konuşulanlar, çevre ve arkadaşlık güzeldi. Sağolsunlar.

Dönüşte ufak bir Remzi kitapevi turuda yaptım. İyi oldu. İyiki sahile bu kadar yakınız.

Geçen gece seyrettiğimiz çok değişik, hiç bilmediğimiz bir konuda bize  ışık tutan bir film seyrettik.
Film boyunca konuştuk Cem ile. Bu yüzden evde film seyretmeyi çok seviyorum ve alıştım.  Tabi, ''ışık'' filan derken hani öyle festival filmi değil. Sadece konu itibari ile. Konuyu açmıyorum, size de süpriz olsun istiyorum.

Sinemaya gittiğimizde, eğilip hep konuşmak geliyor içimden ama yapamıyorum. Çıkınca da birçok şeyi unutuyorum. Evde ki gibi olmuyor. Oysa yaşlılar !!! film seyrederken konuşur canım, olur mu derdim eskiden.

The Joneses Poster

Filmi, dosyadan öylesine seçtik, Demi Moore filan var hadi seyredelim dedik.  Tamamen yabancısı olduğumuz bir konuda, hayretler içerisinde ekrana mıhlandık kaldık. Artık şaşırmayız zannediyorken acaip güzel bir süpriz oldu bize. İyiki filmler, kitaplar var. Milyonuncu kez, milyon kere şükür.

Tam da taşınma arifesinde, sözde çok uyumlu ve güzel  evsahiplerinin, eve sadece kol çantaları ile gelmeleri, evdeki herdetayın başkaları tarafından - duvarda ki fotoğrafların bile -  halledilmesi de pek hoşumuza gitti. Kahramanlarımız geldi ve yaklaşık 10 dk sonra, yan komşularının hoşgeldiniz ziyaretini öyle doğal ve güzel karşıladılar ki pes dedim, dur bakalım altından ne çıkacak.. Taşındıkları mahalle zengin ailelerin oturdukları muhteşem bir yer. Ufff görmelisiniz, hani burada yok öyle bir mahalle herhalde.

Koca rolünde, bizim  alacakaranlık kuşağının gizemli beyini görmek önce bizi şaşırtsada kendini çabucak bize kabul ettirdi David Duchovny. Yaşlanmış ama erkekler bu konuda şanslılar, daha bi yakışıklı olmuş sanki. 1960 lı.

 David Duchovny Picture


Demi Moore ise yine şahane, Cem yaşlanmış, bitmiş dedi ama bence şahane. Role de bi oturmuşki sormayın. Anne rolü yapıyo işte daha ne olsun. 1962 li. 3 çocuklu. Bir vücut var kadında, pes.

 Demi Moore Picture


Tanımadığım ama ismi güzel olan kızımız ise fıstık. Amber Heard. 1986 lı.



Amber Heard Picture


Amber, ailenin uçuk kaçık kızı rolünde.

Erkek kardeşi rolünde ise yine tanımadığım ama süprizli rolü olan Ben Hollingsworth, 1984 lü.


Ben Hollingsworth Picture

Yan rollerde sevdiğim oyuncular da vardı; 2010 da Türkiye de de vizyona girmiş, hiç hatırlamıyorum. Bence ''satış'' sektöründe olanlar mutlaka seyretmeli bu filmi. Kendimize de dönüp bir bakmalı hangi noktadayız diye, film bitince.

Derrick Borte adlı bir bey yönetmiş.

Buluna ve seyredile lütfen.
Şiddetle tavsiye ederim.
Olmaz olmaz demeyin.

Şaşırmış anne Çiğdem