25 Eylül 2013 Çarşamba

Herşeyden biraz.

Merhaba,

Öyle çok ara veriyorum ki yazmaya, ha bugün ha yarın derken bir bakıyorum üç-beş gün geçmiş. Yapacak , yapılan birçokşey ve yazılacak o kadar çok yazı var ki, hepsi de keyif veren şeyler.

Derdimiz bu olsun.

Bir de Ada kız öğlen yemeğine eve geliyor ya, e üç öğün düzgün yemek yapmak gerekiyor. Hasbam bir yediğini diğer öğünde yemiyor. Kızmıyorum çünkü ben alıştırdım onu böyle.

Bu arada aldığımız organik tavuğu beğendik. Suyu muhteşem oldu ve eti hakikaten bizim o yediğimiz pufidik etler gibi değil. Sert, kopmuyor. Kart da diyemeyiz çünkü bayağı küçüktü. Hala 30 Tl pahalı diye düşünüyorum, bakalım. Terbiyeli çorbasını yaptım, kızım; annneee lokanta çorbaları gibi olmuş tadı dedi. Hadi oradan ''sefil'' dedim.

Bi de arada ''mürdüm eriği''  kuruttum. Bir haftadan sonra tuzlu suya batırıp çıkartım iki gün daha kuruttum. Güzel oldu haberiniz olsun. Hedef portakal kurutmak.

Bugün bizi sağlık ocağından çağırdılar; boy ve kilo ölçmek için. Ada kız 114 cm ve 19 kg. Kafa ölçüsüde 53 yani doğum daki boyu, şimdi kafa çevre ölçüsü olmuş.

Boncuk döndü bu arada. Zeytin ve Boncuk ailemize tekrar katıldılar.

Zeytin in patisinde bir problem var, şişmiş ve üstüne çok rahat basamıyor. Burada  Dave adında bir bey var, o kedileri toplayıp; 5 kedi 100 pound u veterinere vererek onları kısırlaştırıyor. Önce Cem ''hayır'' , kedilerin doğasına aykırı dedi ama onu ikna ettim. Zeytin kısırlaştırma işlemine tabi tutulacak ve bir antibiyorik iğneside yer herhalde patisi için.

Çünkü dokundurtmuyor, patisine.

Kontrolsüz çoğalınca burada hayvanları sanırım zehirliyorlar, görmedim ama hikayeler duyuyorum. Kısırlaştırıp, yavaş yavaş normal bir populasyona gelmeleri bence daha iyi.



Zeytin i yakalayamıyoruz. Mamasını bu kabın içine koyduk, o girdi çıktı, bir tek mama aldı ve bu sırada yakalanmadı  iyimi, bakalım yarın sabah neler olacak.




Ve Zeytin in bu sabah ki hali. Güneşleniyor abimiz. Panter gibi pozlar verdi zibidi.

Bu da kızımın sabah pozu.
Dişlerinde ki siyahlıklardan kurtulamıyoruz. Yeni dişlerde de var. Akupunktur yöntemleri önerdiler, bakalım. Yabancı litaratürüde tarıyorum, nedeni yok, çözümü yok. Nasıl bir iş nalyamıyorum.


ve yeni başladığım kitaplar; Bir tanesi zaten başucu kitabımdı, Permakültüre giriş te öyle olacak herhalde.


Cuma günleri bazen Ortaca pazarına gidiyoruz. Kadıköy kadar mesafede ama gitmek 10 dk sürmüyor. Dönüşte başka bir yoldan gelelim dedik; aman ne güzel ne yeşillik bir yol anlatamam. Ortaca gözümde hep çirkin bir ilçeydi ama artık öyle değil. Dönüş yolunda asfaltın ortasında bu arkadaşı gördük



önce hayret ettik, aa.. ne işi var burada diye sonra kenardaki sulama kanallarını hatırladık ve gördük.


yengeçte herhalde pazardan geliyordu.



evinin de şu koca delik olduğunu düşündük. Rastgele yengeç kardeş.

Bisiklete binerken ve ara yollarda hep tarlalarda kullanılan ilaç reklamları görüyoruz. Üzülerek söylüyorum, ilaçsız hiçbişi yok.




Gerçi bilmeden yazıyorum tabi. Bunlar besin (N,P,K ) gibi gözüküyor ama... öyle derin konular ki.

İşi ilgililere bırakıyorum ama ben kendi bahçemde, dededen kalma yöntemleri deneme amacındayım diyorum, bakalım.

Çok dağıldı konular. Ne yazacağım ben etikete.

Kalın sağlıcakla
Şaşkın anne



2 yorum:

Hayat İzlerim, Kitap Sesleri dedi ki...

Yaa sen ne kadar güzel bir hayat kurdun kendine, hep mutlu ol olur mu güzel anne ?:)

Oglak Kizlari dedi ki...

Olur bidenem. Olur.
Gerçi koca kişisi arada ''error '' veriyor ama idare ediyoz.

Pozitif anne