20 Kasım 2012 Salı

Tankut Öktem Sergisi - CKM

Merhaba,

Resim, Asortik krep ten. Muhteşem değil mi??
Link; http://asortik-krep.blogspot.com/




Geçen Cuma, Cem in dr. ziyaretinden sonra Caddebostan Kültür Merkezi ne de uğradık.
Kitapçılara bakarız diye.

Yukarı, ara katta bir sergi vardı, heykeller filan. Merak ettik ve gezdik. Orada o ara katta, bildiğimiz ama bilmediğimiz bir dünya varmış. Aydınlandık, gururlandık ama serginin sonunda da çok hüzünlendik. Şok olduk. Biz o gün oarada Prof. Dr. Tankut Öktem i tanıdık.

Geç kalmıştık..




Heykellerinin çoğunu görmüşüz, biliyoruz ama hiç kim yaptı diye araştırmamışız. Kendimize inanamadık. Ama evet biz bu değeri kaçırmışız. Çok üzüldük, çok üzgün ayrıldık CKM den.

Böyle bir değeri tanımamış, tanıtmamış olan ülkem adına ise bir kez daha üzüldüm. Yurtdışında olsa böyle bir sanatçı herhalde yere-göğe konulamazdı.

Bir röportajında şöyle demiş;

Kaynak; http://arsiv.ntvmsnbc.com/news/428679.asp

Öktem, Bursa’nın Gemlik ilçesine bağlı Küçükkumla beldesindeki atölyesinin 6 Mart 2006 tarihinde yandığını anımsatmış, “Atölyem yandıktan sonra devletin çeşitli kademelerinden bir geçmiş olsun dileği bekledim. Bu, Bursa Valiliği dahil bir tek kişinin bile aklına gelmedi. Türkiye’de 100 şehitliğin 90’ını ben yapmışım, böyle bir kişiye bir jestte bulunmak ‘geçmiş olsun hoca’ demek, 30 torba çimento gönderip jest yapmak bu kadar zor bir şey mi” demişti.



Sergide 6 yaşında balmumundan yaptığı heykelleri görseniz, onun bu iş için dünya ya görevli geldiğine sizde bizim gibi inanırdınız. Üstelik kırsal da, bal yedikten sonra ağzında kalan balmumunu yapışkan olduğunu farkederek bu malzemeyi kullanmaya başlamış.

Yaptığı çizimlerden ve çalışmalardan örnekler vardı, inanılmazdı.

Heykellerin yüz ifadesi, yüzlere yansıltılmış hüzün özlem muhteşemdi. Taş değillerdi sanki.

Fikir edinmek için şu kısa film izlenebilir. Link; http://www.dailymotion.com/video/xf4vad_tankut-oktem-heykel-sergisi_shortfilms

Ankara da ki,Kara Harp Okulu içinde ki Atatürk Heykeli  de mutlaka görmeliyiz dedik. Mutlaka. O ne muhteşem yapıt. Galiba 2008 de TIME a kapak olmuş.

Manisa da yıllarca önünden geçtiğimiz ve merak ettiğimiz heykel de, Kuvay-i Milliye diye adlandırılmış ve  meğer Öktem in çalışmasıymış. 63 metre ile Dünya nın 3. Türkiyenin en yüksek heykeliymiş.

Çanakkale de 100 den fazla esere imza atmış.

1940 Ta doğmuş ve 3 yaşına kadar değerli ailesi ile birlikte Muş ta kırsal da yaşamış. Sonra çocuk gördüğünde çok şaşırmış çünkü kendisini dünyada ki tek çocuk sanıyormuş. Sonra Edirne ye taşınmışlar. Yahudi mahallesine. Daha sonra da ailesinin mesleği dolayısıyla kent- kent dolaşmışlar.

Annesi de resim e karşı çok yetenekliymiş ama veteriner olmuş. O yıllarda ki veteriner açığı yüzünden. Tankut Öktem in resime yeteneği 2 yaşında ortaya çıkmış, 3 yaşında hasta olunca diş hekimi olan dayısı ona oyalansın diye, diş hamuru getirmiş, asker şeklinde, ertesi gün bakmışlarki askerler iki tane olmuş.

4 yaşında ciddi resim çalışmaları yapar. 5. sınıftayken annesi onu resim yarışmasına sokar. Dereceler açıklanır ve Tankut Öktem in adı yoktur. Annesi haydi oğlum der ve tam çıkarlarken, birde üstün  yetenekli tanımlamasına uygun bir çocuğumuz var anonsu duyulur ve Tankut Öktem ismini okur.

Daha sonra ki yıllarda sıkı bir solcu olur, hatta vurulan Turan Emeksiz in hemen arkasında bile yer almıştır ve bu gönül borcuyla tüm Anadolu yu otostopla gezmiştir.

Tankut Öktem’in Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Okulu’ndaki hocaları seçkin bir grubu oluşturuyordu.Bir anlamda yeni kurulmuş olan okulun idealist hocalar kuşağıydılar.Aynı zamanda okulun müdürlüğünü üstlenen Cevdet Koçak,Jan Grave,Ralf Russ,Krepaz ve Kenjikato Tankut Öktem’in yetkin eğitici hocaları oldular.Sanatçının heykel konusunda eğitim aldığı tek hoca ise Hakkı Karayiğitoğlu’dur. Hocası için ‘Benim kanaatime göre Hakkı Karayiğiyoğlu heykeli bilimsel diyebileceğim nitelikte en iyi bilen hocaların başında gelir’ diyen Tankut Öktem’nin bir diğer önemli hocası ise Şadi Çalık’tır.Ondan teorik bilgiler alan sanatçı ‘Şadi Çalık’tan klasik sanatla modern sanat arasındaki farkı öğrendim’ diyecektir.Sanat eğitimi sırasında heykeltraş Nusret Suman’ın atölyesinde çırak olarak çalışan sanatçı; usta hocasının bazı heykellerin de alt yapı kurgusunda çalışmıştır.Ve daha sonra ‘Heykel tekniklerini Nusret Suman’dan,heykelin ne olduğunu ise Hakkı Karayiğitoğlu’ndan öğrendim’ diyecektir.Sanatçı 1962’de Almanya’da Shone Wald porselen fabrikasında staj için yurtdışına çıkar ve buradaki çalışma sanatçının deyimiyle ona yeni duygu ve çoşkuları aşılar.

Amasya tatmimi heykelini hazırlarken bir grup tarafından taşlandı.Cumhuriyet heykellerine çalışırken askeri yönetimin karşı olduğu şair Nazım Hikmet’in de heykellerini yapmıştı.Çünkü sanata ve yaratıcıya aynı saygıyı duyuyordu.Onun için önemli olan yaşamın kahramanlarıydı.Yaşamı başarmış onuruyla kazanmış herkesin heykeli yapılabilirdi.

Tankut Öktem’in 1967’de yaptığı Trabya Oteli Heykeli sanatçıya ilk 1’cilik ödülünü getirir.Aynı yıl 10’cu uluslararası Heykel Sergisi’nde yine 1’cilikle ödüllendirilecektir.Bunu izleyen yıllarda arka arkaya sanatçının başarıları sürer. 1973’de Edirne Kırkpınar Anıtı’nı gerçekleştirir ve 1’cilikle ödüllendirilir.1974’de sanatçının şaheserleri arasında yer alan Amasya Tamimi Anıtı’nı yaratarak 1’incilik ödülüne layık görülür.Bu yıllar Tankut Öktem’in en velud yıllarıdır. Yine aynı yıl 1974’de Mersin Kuvay-ı-Milliye Anıtı’nı yaratan sanatçı yine birincilikle ödüllendirilir.1979’da Arkeoloji Müzesi Seramik Dalı 1’incilik ödülünü; jüri Tankut Öktem’e verir.Tankut Öktem daha kariyerinin başında arka arkaya yaptığı eserlerle herkesi geride bırakmakta ve birinciliklerle onurlandırılmaktadır.Bunu izleyen yıllarda 1980 Kıbrıs Magusa Özgürlük Anıtı,198I İstanbul’un Fethi anıtı,1984 Ankara Meçhül Öğretmen anıtı,Havacılık anıtı,Zonguldak Maden İşcileri anıtı,1992 İzmir Türk Denizciler anıtı,1993 Afyon Kocatepe anıtı,ı994 Lefkoşe Dr Fazıl Küçük ve Kız Çocuğu anıtı, 1995 Kastamonu Atatürk ve Şerife Bacı anıtı,1993 Aydın Efe anıtı,1995 Ankara Sabiha Gökçen ve Atatürk anıtı,1995 Çanakkale heykelleri; Kartal heykeli,Mehmetçiğe Saygı anıtı,Sargıyeri Şehitliği anıtı,Çanakkale Şehitliği Dur Yolcu Anıtı,Çonkbayırı Mareşal Atatürk anıtı,Yaralı Asker anıtı,1997 Marmaris Balıkçı heykeli,1998 Nasrettin Hoca heykeli,Karaman Elmalı Kız heykeli,Seyit Onbaşı heykeli,1999 Uludağ Üniversitesi Atatürk ve Gençlik anıtı,2000 Uşak Cumhuriyet anıtı,Samsun ilk adım anıtı,2002 Anıtkabir Aslan heykelleri,Bodrum Atlı Atatürk anıtı,Alparslan Heykeli,Eskişehir Hacı Bektaş heykeli ,2003 Kırşehir Neşet Ertaş heykeli, 2004 Manisa Kuva-İ-Milliye ve Atatürk anıtı,2005 Antalya uluslararası hava alanı çıkış salonu seramik rölyef pano,İstanbul Nazım Hikmet heykeli,Abidin Dino heykeli,Kıbrıs 2006 Atlı Atatürk heykeli,tek fügürlü heykellerinden; Dalyan Deniz Kızı,İstanbul /Ulus Adnan Saygun ,Kırşehir Dadaoğlu heykeli,Eceabat Yaralı Asker heykeli,çoklu figürlerden; Efeler . Marmara Üniversitesi rektörlük girişine yerleştirilen altı metreye üç metre bronz duvar panosu ve sayısız isimsiz büste imzasını atmış ve hepsini Türk toplumuna armağan etmiştir.Çanakkale’den Kars’a kadar neredeyse tüm kentlere anıt heykellerini yerleştiren Tankut Öktem bir halk ve liderinin efsanesinini bu yapıtlarıyla sonsuza armağan etmiştir.‘Ben çalışmada ilhama inanmıyorum.Konsantrasyon ve disipline inanıyorum’ diyen Tankut Öktem 1965’de Kumla’ya yerleştikten sonra 1980’de aynı yerde kurduğu heykel gerçekleştirerek Atatürk’ün idealist kuşağından biri olarak şimdiden adı ölümsüzlere yazılmıştır. Tankut Öktem için önemli olan ruhun kahramanlık mertebesiydi .Bu nedenle yaşamın her alanında duyarlılık taşıyan Tankut Öktem 1993’de yakılan Madımak otelinde ölenler için ‘Ölü Ozanlar’ anıtını gerçekleştirerek hiçbir siyasi kamptan olmadığını bir kez daha göstermiştir.

Bu toprağın saygıyla anılması gereken büyük şairlerini; Pir Sultan Abdal’ı, Hacı Bektaş Veli’yi,Aşık Mahsuni’yi,Dadaloğlu’nu,Mehmet Akif Ersoy’u, Nazım Hikmet’i, Neşet Ertaş’ı,Yunus Emre’yi tanrısal elleriyle bronzun içine kanatlı birer ateş kuşu gibi yerleştirerek ve bu ulu ruhları göklerden indirip onlar için yaptığı yuvaya çağırarak, varoluşun madenini, taşını yeniden canlandıran bir şakirt olarak Tankut Öktem bu heykel grubuyla; ölümsüzlüğün figürlerini sonsuza atfeder.Ve burada yaratılan aynı zamanda; toplumsal hafıza mekanların tazelenmesi ve en yücenin yaratıcı sanatçıyla buluşup şafak şölenlerinin kızıl ateşini kıvılcımlı elleriyle tutuşturan ve her iki şafağa da yemin eden ölümsüz bir yaratıcının sonsuzluğa armağanından başka bir şey değildir.Ölü Ozanlar anıtında yanan kusal ateş Tankut Öktem’le birlikte hiç sönmeyecektir.
 son dönemlerinde heykel atölyesi iki defa kundaklanarak yakılan Tankut Öktem 2007’de en verimli çağında çok ani bir trafik kazasında bu dünyadan ayrılmıştır.

Ve bu kaza, hiçbir ışığı yanmayan bir kamyonun, boğaziçi köprüsü üzerinde geri geri giderken arkadan gelen Öktem yönetiminde ki aracın çarpması ile olmuştur. Bir nevi cinayet. Bir değer kaybı.

 
Gülseli İnan ın yazdığı uzun bir yazıdan kopyalanmıştır. Kaynak;
Link; http://www.tankutoktem.com/biyografi/tankut.oktem.html


Prof. Dr. Tankut Öktem, ölümünün beşinci yılında Caddebostan Kültür Merkezi’nde bir retrospektif sergiyle anılıyor. Sergi, 31 Ekim-10 Aralık arasında görülebilir. Tel: (0216) 467 36 00   

GEZMENİZİ ŞİDDETLE TAVSİYE EDERİM.

Ayrıca kızı Oylum Öktem ''Babam'' adlı bir kitap yazmış, onu da almak istiyorum.

Heykeltıraş Babam, Oylum Öktem İşözen

























Dertlenmiş anne Çiğdem




10 yorum:

Recep Altun; dedi ki...

Merhabalar,

Önce bu değerli heykeltıraş hocamız Prof.Dr. Tankut Öktem'e Cenab-ı Allah'tan rahmetiyle muamele eylemesini niyaz ediyorum.

Anlatımınıza göre rahmetli hocamızın geçirmiş olduğu trafik kazası gerçekten bir cinayet olmuş.

Ülkemizde sanata ve sanatçılara hak ettikleri değer ne verilmiş ne de gösterilmiş. Sayın heykeltıraş hocamız da bir sanatçı olması hasebiyle ülkemizde ne tanıtılmış ne de kendisine hak ettiği saygı ve değer gösterilmemiş.

Ben sanki çok önceleri sadece ismini şöyle ya da böyle hatırlar gibiyim, ama bu hatırlama ne bir belgesel formunda ne de sayın hocamıza gösterilen bir ilgiden kaynaklandığını sanmıyorum.

Ben de bloğunuz sayesinde, geç de olsa Tankut Öktem hocamızı tanımış oldum. Paylaşımınız için teşekkürlerimi sunarım.

Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun efendim, saygılarımla.

Oglak Kizlari dedi ki...

Recep bey,

Sağolunuz, varolunuz.

En güzel e emanet olmaya bayıldımmm.
Amin.
Hocamıza da bir kere daha rahmet.

Mutlu anne Çiğdem

ikisatirdokturmelik dedi ki...

Sayenizde yeni bir şey öğrendim . Teşekkürler.
Bu da ders olsun bana ,demek ki daha çok meraklı olmalıymışım :(....

Tijen dedi ki...

Keşke hayatta olsaymış.
(Bu arada yorum sayfasına girmeden önce bir reklam sayfasına gidiliyor farkında mısın? Hani bilmiyorum sen mi yaptın yoksa virütik bir durum mu, haber vereyim dedim.)

EMİNE ÖZTÜRK dedi ki...

anlatımınıza teşekkürler.. çok hüzünlendim bende..

Oglak Kizlari dedi ki...

İkisatırdöktürmelik,

Ay yazana kadar canım çıktı.
Bundan böyle ISD olarak anılacaksınızdır. :-)

Ahh ahh. öyle çok konu var ki.
Doğru meraklı olmak lazım.

Takdir etmiş anne Çiğdem

Oglak Kizlari dedi ki...

Tijen,

Farkında değilim Tijen.
Ne yapmak lazım.
Ben girince olmuyor bişi.
Biyerede üye neyin değilim ama.

Cahil anne Çiğdem

Oglak Kizlari dedi ki...

Emine,

Sorma, sergiden çıkarken daha kötü olduk.

Hayat.

Çalış çabala anne Çiğdem

mine tozanlıoğlu dedi ki...

evet ya bu konuda daha iyi olmak gerek Allah rahmet eylesin

Oglak Kizlari dedi ki...

Amin Mine m Amin.

Şükreden anne